Cumartesi , 18 Kasım 2017
Home » Yorum » Zaman, İlgi ve Sevgi

Zaman, İlgi ve Sevgi

Gülsen Gülbeyaz

Saygı ve sevgiyle yaşanan insan ilişkileri mutlu insanların yetişmesinin de temelidir. Sağlık sorunları, engelli olmak, kronik hastalıklar, psikolojik rahatsızlıklar, fakirlik, işsizlik, aile içi şiddet, bağımlılık(ilaç, uyuşturucu, alkol, oyun..) gibi şeyler söz konusu değilse, her çocuklu evde yaşanan ‘modern’ günlük hayat temposu aşağı yukarı aynıdır.
Çocukların okul ya da kreşe götürülmesi, saati gelince alınması, tam gün okulların ardından terapiler, özel(müzik, spor, dans, bale, tiyatro..)kurslardan bir türlü eve gelemeyen, gelirlerse bir de okul ödevleri olan çocuklar, gençler ise bitmeyen maceraları ve daha çok kadınların üstlendiği sonu gelmeyen ev işleri; temizlik, çamaşır, alışveriş, yemek pişirmek vs. eş, dost, akraba, düğün, dernek, kahve sohbetleri arasında mekik dokunurken zaman su gibi akıp gidiyor.
Ve çocuklar da büyüyor.
Her evin salonunda bir duvarı kaplayan televizyon hâlâ ailelerin en vazgeçilmezi. Ama boş zamanları amaçsızca tüketmek için artık tek yol değil. Nerdeyse küçükten büyüğe herkesin kendine ait bir; bilgisiyarı, cep telefonu ve tableti var. Ve günümüzde bilgisayar başında çokça zaman geçiren çocuklar birer teknoloji uzmanı oldular. Fakat hareketsizlikten kaynaklı gelişim bozuklukları, fazla kilo, kas, kemik, göz hastalıkları ve aile, arkadaş yaşamını kötü etkileyen iletişim zorlukları da gelişen teknolojinin bilinen yan etkileri.
Birey olarak gelişimimiz hayat boyu devam ediyor. En önemli gelişim dönemi; on sekiz yaşına kadar kendini ve çevreyi tanıma, yeteneklerin farkına varma, kimlik kazanımı vs. gelişiyor. Bu evreden sonra genç birey edindiği deneyimlerle çözümler üretip bunları uygulayarak kendi yaşam koşullarını kurabilmeli ve sürdürebilmelidir. Bu döneme kadar çocuk ve gençlerde görülen öğrenme, uyum zorluğu, konsantre bozukluğu, psikolojik bozukluklar gibi birçok gelişim, davranış sorununun temelinde anne babaların eğitmek için yeterli ve uygun olmamaları yatıyor.
Her aile onu oluşturan bireylerden dolayı tektir ve benzeri de yoktur. Fakat hepsinde ortak olan şey çocuklar ve eğitimleridir. Her çocuğu sevgiyle, kendine özgü yetenekleriyle eğitmek, ona yol gösterip eşlik etmek etrafındaki yetişkinlerin görevidir. Eğitime belli bir reçete, tarif yok, en iyisi çocuklarla yaşarken hem öğreniliyor, hem de uygulanıyor. Yardıma ihtiyaç duyanlar kreş ve okullardaki eğitmen, öğretmenlerle diyalog kurabilir, danışmanlık sunan kurum ve kuruluşlardan destek alabilir.
Modern günlük hayatta iyi organize olmak herkes için çok önemli, fakat çalışanların iş, aile hayatı ve çocuk eğitimini bir arada keyifle yürütebilmeleri için zorunludur. Günlük işler aile içi dayanışmayla yerine getirilirken çocuklara da sorumluluk verin böylece, bütünün bir parçası olduğunu öğretin. İyi bir zaman planı ve iş dağılımı ailede herkesin rahat etmesini sağlar. Günlük koşturmacada nefes alacağınız kısa dinlenme araları vermeyi unutmayın. Önceliklerinizi gözden geçirin. Çocuklarınızla değer ve önem verildiğini hissettiren zamanlar geçirin. Sınırsız hediyeler, şekerlemelerle sebebsiz ödülllendirmeler yerine zamana, ilgi ve sevgiye daha çok ihtiyaçları var.
Konuşarak her şey daha kolaylaşır…
İyi iletişim kurabilen bireyler arasında yetişenlerin yaşamın her alanında başarılarının daha yüksek olduğu bilinen bir gerçek. Ailede yaşanan sağlıklı ilişkiler mutlu, arkadaş canlısı, ruhsal sorunlardan uzak, yapıcı kişiliklerin gelişmesinin en temel kaynağıdır. İnsanın doğumdan itibaren başlayan birey olma macerasında yaşadığı iyi, kötü her şey büyüdükçe yine iyi ya da kötü gelişim, davranış olarak bireye doğal olarak yaşadığı sosyal çevreye geri yansıyor. Çocukluk döneminde iletişimsiz ailelerde sevgiye açlık çekerek, onay bekleyerek yetişenlerin kendi çocuklarına tutumları aynı olmamalı elbette. Yetişkinler arasındaki iletişim kopuklukları doğal olarak çocuklara da aktarılıyor. Kendi yetiştirilme tarzınızı, aileden aldığınız eğitimleri tekrar gözden geçirin. Gelişiminize iyi, kötü etkileri olan deneyimlerin de bilincinde olun. Çoculara örnek bireyler olarak, yararlı olacağına inandığınız kendi yaşam deneyimlerinizi, prensiplerinizi, çözüm ve yöntemlerinizi onlara aktarmalısınız.
İletişimde şiddet; bağırma, yüksek sesle konuşma, onur kırıcı sözler, tehdit asla olmamalı. Çocukların anlayacağı bir dille konuşarak onları durum ve duygularınızdan haberdar edin, çeşitli yaşam alanlarınıza katın. Değişimlerini gözlemleyip gelişim aşamalarının bilincinde olup sizde çocukla beraber değişmek zorundasınız. Çocuğa bir birey olarak önemsendiği duygusu verin, kendisini ifade edebilme özgürlüğü tanıyın. İlgiyle dinleyin, sağlıklı iletişimle düşünme, sözlü ifade yeteneğini destekleyin. Sosyal çevre kurmasına, kendi ilgi alanlarını keşfetmesine fırsat verin.
Gelenek, görenekler çerçevesinde sürdürülen aile ve akraba ilişkileri örnek sosyal ilişkiler anlamına gelmiyor. Bir çocuğun iyi yetişmesi için bir köy lazımsa çok çocuklu ailelere bir sürü köy lazım. Aile, komşu, akraba, okul, arkadaş, mahalle vs. her yerde uyumlu, dayanışmacı, hoşgörülü, paylaşımcı, sevginin ve saygının yaşandığı sosyal ilişkiler çocuklara da örnek ilişkilerdir. Mutlu birey olabilmeleri için eğitim ve gelişimlerinden sadece anne babalar değil, yaşadıkları sosyal bağlar içerisinde herkes sorumludur.
Çocuklara öğretecek pozitif yaşam prensipleriniz olsun. Onlara sabırla, her türlü şiddetten uzak, gerçekleri, adaletli olmayı, sevgiyi, barışı, mutlu ve umutlu olmayı ve daha birçok şeyi öğretin. Çünkü gelecek onların ellerinde.
 
Zaman, ilgi ve sevgi sunarak çocuklarla bir arada olmanın her an keyfini çıkarın.
Hiç bir anın ve yaşın tekrarı yoktur.
 
Sevgilerimle…
 

About Gülsen Gülbeyaz

Gülsen Gülbeyaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir