Perşembe , 13 Aralık 2018
Home » Yorum » YİTİK

YİTİK

CananÖ

Canan Özel

Bir arka sokakta adımlarının anlamını arıyordu. Yürüyordu ve sanki bir çift göz yol boyu izliyordu onu. O adımlarını izliyor diye miydi? Onca düşünüyormuş gibi geçmişin zamanını. Her attığı adımda bir nefesini harcıyordu sanki. Belki yürümese bir nefeslik daha yaşayacaktı. ”Eyyy daha da aptal olma”  dedi kendine, ne alamadığı nefesin ne atamadığı adımın sucu vardı bunda. O yapmıştı her şeyi, ama her şeyi O.

Bir arka sokakta kaybetti kendini.

O kaybederken kendini, unutmuştu penceredeki kadını. O yürürken gürültüyle açılan kepenk ayıkmıştı onu. Yürüyordu… hayati gibi anlamsız darmadağın ve yalpaydı adımlarda. Görsen ahh zil zurna dersin, ama hayır asıl ayık olduğu içindi bu varlık gösteremeyen benliği. Her adımda bulmayı düşlerken kendini, zihninin yok ettiklerinde kaybediyordu. Arıyordu ama yokluyordu gitgide..

Bir arka sokakta unuttu kendini. Arka oda da ütü yapan kadının buharın arasında unutuşu gibi kendini. Karısının terk ettiği adamın yalnızlığında ve şarap şişesinin içinde unutuşu gibi geçmişi. Her alıştığımız unuttuğumuz şeyler gibi unutuyordu kendini. Sabaha karşı pavyondan çıkan kadının unutuşu gibi gündüzü unutuyordu ve ölüyordu. Feryat figan dövünen bir ananın duran kalbi gibi. Usulca süzülen bir çocuk gözyaşı gibi, onca ağır, yüklü ve gözden kaçan öfke gibi.

Ölüyordu.. neye nasıl ne şekilde devrildiğini bilmediği bir yere yığıldı. Bir arka sokakta. Yanından gecen kadın fark etmiş miydi acaba? Hareketsiz duruşu çok mu normal, görmüyor mu kimse onu. Tepesine pinekleyen kumru anladı mi ki? Evet bekliyordu onu. Başını çevirse gözlerini görecek. Canı çekiliyordu, orada oracıkta ölüyordu. Gidişi de varlığı gibi soluksuz ve biçimsiz olacaktı demek. Açtığında gözlerini görmeyi hayal ettiği düşlerdi gördüğü. Bitmiyordu düşü. Bir güneş pervasız yakıyordu tenini, intikam alırcasına. Eriyordu sanki, parça parça yok oluyordu sanki bedeni.

“Ha gayret bir doğrul ve yürü” diye zihni doldu. Kalk, yürü, yürü..

Açıldı önce gözleri, kafasını kıpırdatınca kaçtı kumru. Bir kalkış bir varoluş değildi ki, sanki bir soluk daha. Orda orada o sokakta ölmemekti son çaresi belki de, ne olduğunu bile unuttuğu umuttu. Sadece bu bile kendini yenişti, yenecekti. Beklediği ne bir mucize ne bir uyanış ne de bir yardımdı. Zihninin bir yerlerinde çırpınışını fark ediyordu yalnızca.. Evet yalnız, kendinin bile olmayaşıyla tüketiyordu sanki nefeslerini.

Uzatıp elini acıyan yalnızlığını okşamak istedi. Ahh başarabilse! Ne hissettireceğini bile hatırlamıyorduk bu duygunun.   Zihninin bir yerlerinde çırpınışını hissediyordu sa-de-ce. Ve, bu belki de bir sondu, anlayamıyordu. Gözlerini ati güneşe teslim olmadan bakakaldı. Hiç kimseye gülüşünden bir parça miras bırakamayacaktı ve kimse sarıp sarmalamayacaktı onu anlarında.. sadece yalnızlık, bu mukaddes dostunu hiç unutmayacak…

About Canan Özel

Canan Özel

Check Also

Canan Uzerli’nin İçten gelen sesi’ni dinledik

Canan Uzerli ve müzik grubu 31 ekim pazartesi günü Hamburg “eigenarten” kültür festivalinde kapsamında  ”içten …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir