Perşembe , 13 Aralık 2018
Home » Haber » Türkiye’de darbe girişimi ve olası rotaya soldan bakış: Erdoğan sanıldığı kadar güçlü çıkmadı

Türkiye’de darbe girişimi ve olası rotaya soldan bakış: Erdoğan sanıldığı kadar güçlü çıkmadı

ÖDP lideri Alper Taş’a göre, yaşananlar ‘yeni halifenin kim olacağı kavgasıydı.’ Taş, Avrasyacılığa dönmek düşünülse de Batı’dan kopmanın kolay olmadığı görüşünde. KP lideri Kemal Okuyan ise ‘devlet dağılmasına’ işaret etti, “Erdoğan çok ağır yara aldı ve kime güveneceğini bilemez halde” dedi.

erdoğan_1
 Türkiye 15 Temmuz darbe girişiminin sarsıntılarıyla boğuşmaya çalışıyor. Bir tarafta hükümetin ilan ettiği OHAL ile muhalif kesimlerin daha da baskı altında tutulacağı endişesi yaşanırken, diğer yandan ordu ve kamu kurumları ile eğitim sistemindeki tasfiyelerle devletin şekillendirilmesinin yarattığı sancı hakim. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın darbe girişimini kullanarak, daha ‘İslami’ karakterde bir rejime yöneleceği endişeleri bulunurken, dış politikada ise neredeyse manevrasız kalan Türkiye’nin yeni ittifak arayışları gözle görünür hale geldi.Darbe girişimi ve Türkiye’nin rotasını soldan okumaya çalıştık. Gelişmeleri Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Genel Başkanı Alper Taş ve Komünist Parti Merkez Komite Üyesi Kemal Okuyan’la konuştuk.

‘YENİ HALİFE KİM OLACAK KAVGASIYDI’

 ÖDP lideri Alper Taş, darbenin odağındaki Cemaat olgusunun Türkiye açısından yeni olmadığını, bunun Soğuk Savaş döneminde sosyalizme karşı bizzat emperyalizm tarafından örgütlendirilmiş bir yapı olduğunun altını çizdi. “12 Eylül sonrası karşımıza çıkan bu olgu, özellikle AKP döneminde zirve yaptı. Sosyalist hareket açısından Cemaat sürpriz bir olgu değil” diyen Taş, bugün yaşanan durumu “Sonuç itibariyle, 12 Eylül 1980 sonrası kuvvetlendirilen siyasal İslamın iki çizgisinin devlet için yürüttüğü kavganın zirve noktası olarak meydana gelmiş, bir 15 Temmuz darbesiyle karşı karşıya kaldığımızı görmemiz gerekiyor” vurgusu yaptı.Taş, “Sonuçta iktidar ortaklığının yarattığı bir kavga. Türkiyenin halifesi Fethullah Gülen mi olacaktır, Erdoğan mı olacaktır kavgası. Bütün muhalifleri bastırdıktan sonra, iki gücün arasındaki iktidar mücadelesi, 15 Temmuz darbesinin önünü açan gelişimi beslemiştir” değerlendirmesinde bulundu.

‘ABD VE İNGİLTERE GÜLEN’İ OPERASYONEL KUVVET YAPTI’

 Kemal Okuyan da Taş’a katılırken, Türkiye’de ‘dinci’ örgütlenmelerin çok büyük bölümünün dünyada sosyalizme ve komünizme karşı mücadelenin yoğun yaşandığı dönemde şekillendiğini anımsattı. Fethullah Gülen hareketinin son birkaç yıldır ciddi bir operasyonel kuvvet haline getirildiğini belirten Okuyan “Bunun sahibinin de ABD ve İngiltere olduğunu söylemek gerekir” diye konuştu.‘SULTANLIĞIN TESİSİ LAİKLİĞİN TASFİYESİ, HİLAFET’

ÖDP lideri Taş, gelişmelerin Türkiye’nin İslamcı bir rejime doğru gittiğinin işareti olduğu görüşünde. Ancak bu gidişatın darbe öncesinde de tam sürat devam ettiğinin altını çizen Taş, darbenin de bu gidişatı durdurmaya yönelik bir hamle olmadığını söyledi:

 “Darbeciler kazansaydı İslamcı yön bertaraf edilecekti ve Türkiye laik bir hatta çekilecekti diye bir yaklaşıma sahip değiliz. İkisi de siyasal İslamcı gelenekten geliyor. Şimdi AKP buna can simidi gibi sarıldı. Kendi İslamcı anlayışını güçlendirme konusunda büyük bir fırsat yakaladı. OHAL ile bunu anayasal bir düzleme soktu. Askeri darbe rejimi engellense de sivil darbe girişimi kaldığı yerden daha pervasızca devam ediyor. Burada iki şey amaçlanıyor. Bir tanesi sultanlığın tesis edilmesi. Yani Türkiye’deki karşılığıyla başkanlık. İkincisiyse laikliğin tasfiye edilmesi ve bunun yerine hiç abartmayalım halifeliğin getirilmesi.
‘DEVLET REFLEKSİ DEĞİL, DEVLET ÇÖZÜLMESİ’
 KP lideri Okuyan da darbe girişimi öncesinde hem dış hem iç politikada Erdoğan’ın çok sıkıştığını anımsatırken, darbenin bir çeşit ‘devlet refleksiyle’ savuşturulduğu fikrine ise katılmıyor. Okuyan “Bir devlet aklının olması için bir üs belirleyen olarak bütün aktörlerin referans olarak görebileceği az çok belirgin bir doğrultunun ortaya çıkması gerekir” diyerek ekledi: “Darbe girişiminin günü ve sonrası ortaya çıkan tablo devlet aklını değil bir devlet dağılmasını gösteriyor. Türkiye ciddi bir kapitalist ülke olmanın yanında bir NATO ülkesi. Uzun süre havada duramaz. Bu darbe girişiminden sonra Erdoğan ile ya da Erdoğan’sız bir yöne doğru gidecektir.
‘PALDIR KÜLTÜR İSTEDİĞİNİ YAPAMAZ’
 Öte yandan Okuyan bu gidişin Erdoğan’ın kişisel olarak karar verebileceği bir şey olmadığını da şu sözlerle vurguladı: “Erdoğan sanıldığı kadar güçlü çıkmadı bu darbe girişiminden. Bıraktığı yerden devam edebilecek bir durumda değil. Önümüzdeki dönem açık ve örtülü mücadelelerle yön belirleme gerçekleşecek. Ancak Erdoğan çok ağır bir yara aldı. Kime güveneceğini bilemeyen bir devlet var. Hala darbe girişiminin içinde kimlerin olduğu bilinmiyor. Davutoğlu’nun bile ismi geçiyor. Hakan Fidan’ın ismi dahi geçiyor. Kime güveneceğini bilemeyen bir iktidar, paldır küldür istediğinizi yapamaz
‘BU SEFER İTTİFAK GÜVENİLMEZ OLACAK’

Peki AKP’nin kendini devletini inşa etme sürecinin başladığı yolundaki argümanların altı dolu mu?

Alper Taş, bunun yeni başlamadığına dikkat çekerken, “Devlette büyük bir tasfiye var. ‘Kamunun idaresi nasıl sağlanacak’ gibi büyük bir soruyla karşı karşıya kaldıkları doğrudur. Fakat AKP sürekli ittifaklar yapan ve ittifakları değiştiren bir aktör. Türkiye siyasetinde de güçlüden yana siyaset yapıp kazanç elde etmeyi isteyen, deyim yerindeyse ‘gün yüzü görmek isteyen’ eğilimler de çoktur. AKP, Cemaat kadrolarından boşalan kamu görevlerine daha önce kavga ettiği kesimleri koymak istiyor. Poliste bu darbe girişimi öncesine kadar büyük ölçüde tasfiye yapılmıştı. Polisten desteğin olmaması da bunu doğruluyor. Polislerin tasfiyesi sırasında, Cemaat’in yerine Kemalistleri ya da solcuları koymamışlardı. Cemaatin tasfiye ettiği, MHP kadrolarını yerleştirmişlerdi. Şimdi orduda da bunu yapacaklar. Balyoz’dan Ergenekon’dan yargılanmış önemli kesimleri orduya yerleştirecekler. Bu da güvenilmez bir ittifak olacak Erdoğan açısından. Ama AKP böyle faydacı ittifaklarla süreci buraya getirdi. Hevesli kesimlere de yer açılacak böylece.

 

‘İLKELİ TEK GÜÇ DEVRİMCİLERLE SINIRLI’Okuyan ise Türkiye’de özellikle sol cenahtaki ‘demokrasi güçlerinin’ en az kendi içinde mücadele eden iktidar kadar birbirinden farklı olduğunu anımsatarak şöyle dedi: “Son dönemde AKP’ye itiraz eden kesimlerin bir bölümü, onun iktidara yerleşmesi için çok ciddi bir çaba sarfetti. Hatta bu sorumluluğa ortaklardı. Bunun dışında bazı kesimlerse daha önce kanlı bıçaklıyken AKP’yi desteklemeye başladı. Dolayısıyla Türkiye’de ilkeli tutarlı geniş zaman diliminde aynı doğrultuyu gösteren kesimlerin sayısı oldukça sınırlı. Bu kesimler, yani başından beri AKP’ye muhalefet etmiş, bunun nedenlerini anlatmaya çalışmış, bütünlüklü politika geliştiren kesimlerin gücü ise sınırlı.”

‘HERKES BİRLEŞSİN SÖYLEMİNİN KARŞILIĞI YOK’

Okuyan diğer taraftan da ‘Eyvah AKP diktatörlüğü var’ ya da ‘Darbe oldu herkes birleşsin’ söylemlerinin bir karşılığı bulunmadığını belirtirken, “Fethullah Gülen Cemaati’yle ilişkiye girmemiş, şu ya da bu şekilde desteklememiş kesimler, komünistler ve devrimcilerle sınırlıdır. Bunun dışındaki herkes istisnasız bir şekilde ilişkilenmiştir. Bir cadı avı sürdürülüyor. Eğer böyleyse, neredeyse Türkiye’de siyaset yapan herkesin komünist ve devrimciler dışında içeri tıkılması gerekir. Böyle birşey mi olur? Abant toplantılarını nasıl unutmayacağız? Erdoğan’ın, Gökçek’in övgülerini” dedi.‘BİR GÜN ERDOĞANCI BİR GÜN FETHULLAHÇILAR…’

Fethullah Gülen

Siyasetin değişen ittifaklar sistemi olduğunu hatırlatan Okuyan “Bu kadar ilkesiz siyaset yapılan bir dünyada devrimciler komünistler bir ilkeyle hareket etmeye çalışıyoruz. Şunun altını çizmek istiyorum. Türkiye’de aynı anda dinselleşme, piyasa terörü ve emperyalist dünyaya karşı olmak bunları kapsamayan hiçbir şey işleyemez. Bir gün Erdoğancı olursunuz, bir Fethullahçı olursunuz. Burada insanlar bu ilkelerde birleşmek zorundalar. Halkımız da aynı bütünün içindeki parçaları desteklemenin işe yaramadığını görmelidir. Demokratik Güçler dediğimiz kesimde de büyük bir yarılma var. Çünkü bir kesim Erdoğan’ın yanında durmaya meylediyor” diye devam etti.

 

‘ABD EMPERYALİZMİNİN BİZZAT PLANLADIĞINDAN SÖZ EDİLEMEZ’

John Kerry

Peki yaşananların darbenin arka planındaki olası dış bağlantılar ve sonuçlarının dünya sistemindeki anlamı ne?Alper Taş’a göre, yaşananları uluslararası sermayeden bağımsız değerlendirmek doğru olmaz. “ABD emperyalizmin bizzat planladığı bir darbe girişiminden söz etmek de mümkün değil” diyen Taş’a göre diğer yandan darbeciler galip gelmiş olsaydılar ABD bunu da destekleyecekti.

‘EMPERYALİST SİSTEM DAĞILIYOR’

Ankara Adalet Sarayı'nın önündeki polisler

Uluslararası emperyalist sistemin dağılmakta olduğunu anımsatan Taş, şu değerlendirmeyi yaptı: “Önceden iki kutup vardı. Türkiye’nin burada yeri sabitti. Bu sabitlikte bazı fırsatları kendince ele almaya çalıştı. Emperyalist sistem dağılıyor. Türkiye de bir yön arayışında. Her ne kadar Batı’daki etkinin bir ürünü olarak ortaya çıksa da her ne kadar cemaat, Ergenekon ve Balyoz gibi davalarla her ne kadar Avrasyacı tayfayı ABD’nin insiyatifiyle tasfiye etmeye kalksa da bu tartışma sürüyor. Erdoğan aslında ‘ılımlı İslam’ retoriğiyle, Türkiye’nin Batı’yla ilişkilerini daha da sağlamlaştırma amacıyla getirildi. Bu noktada Avrasya hattına karşı koyuldu.

 

‘TÜRKİYE’NİN BATI HATTINDAN KOPMASI KOLAY DEĞİL’

 Taş şu anki gelişmeler karşısında Erdoğan ve ekibinin “Acaba Türkiye’nin yönünü Avrasyacı hatta mı çeksek?” diye düşündüklerini de söylerken, “Bu konuda İran’ın Rusya’nın da çabaları var. Ancak Türkiye’nin Batı hattından kopabilmesi kolay değil. Ancak ve ancak sosyalist bir devrimle mümkün olacak gibi gözüküyor. Bu çok ciddi sarsıntıları, hatta savaşları doğurur. Türkiye’nin Atlantik hattından kopması demek, 21. yüzyılın emperyalist kavgasında birbirini yiyip bitirme manasına gelir. Öyle bir coğrafyadayız ki 21. yüzyılın emperyalist güçleri kavgasının ana odağındayız. Paylaşım kavgasından da çok etkileniyoruz. Buradan Türkiye’yi çıkartacak olan sosyalist bir programdır. Bunun için mücadele etmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘SAFLAR ÇOK HIZLI DEĞİŞİYOR’
 Okuyan ise Taş’ın aksine darbe girişiminin ABD içindeki güçlü bir odağın desteğini almadan olacağına inanmadığını vurguladı. Gülen Cemaati’nin ABD ile bağlarının çok güçlü olduğunu anımsatan Okuyan şöyle dedi: “Darbe günü olan birçok şey, darbe öncesinde olanlara ek olarak çok ciddi soru işaretlerini doğuruyor. Hatta şunu söyleyebilirim 12 Eylül öncesinde dahi bu kadar çok hata yapmamıştı ABD. Özellikle renk belli etme konusunda. ABD içinde Erdoğan’a dair çok ciddi bir tartışma olduğunu biliyoruz. ABD’de asker kanadı Erdoğanı istemiyor. Bu eksende bakarsak düne kadar Rusya resmen Erdoğan’ın altındaki halıyı çeken ülkeydi. Hatta NATO’ya ‘Türkiye’yi atın başınıza bela’ diyordu Rusya. Bugünse ‘Türkiye NATO’dan çıksın’ diyor. Şaşırtıcı derecede değişken bir dünya sistemi var demek ki. Herkes ittifak düzlemini gözden geçiriyor.
‘RUSYA BU TÜRKİYE’NİN YÜKÜNÜ TAŞIYAMAZ’
 “Darbe girişimi başarısız olsa da problem ortadan kalkmadı. Bir gerilim var ve bunun uluslararası boyutları var” anımsatması yapan Okuyan, şu değerlendirmede bulundu:”Yani darbeden hemen sonra Türkiye’deki yeni ittifakların yeni eksenlere yerleşeceğini söylemek mümkün değil. Dünyadaki mücadele de sürüyor, darbe girişimiyle Türkiye’de doruğa çıkan gerilim de sürüyor. NATO’dan çıkmak gibi sözler çok büyük sözler. Rusya bu Türkiye’nin yükünü taşıyamaz. İttifaklar çabucak değişebiliyor. Dolayısıyla çok zor süreçlerden geçeceğiz. Artık halk örgütlenip insiyatif almak zorunda. Ama onun dışında paniğe kapılmak gereken hiçbir şey yok.”  (Sputnik)

About Editör .

Editör .

Check Also

Theater Sahne Hamburg „Derwisch Erzählt“ ile Merhaba diyecek

Hamburg‘da Mayıs 2018 de kurulan Theater Sahne Hamburg, yedi yıl önce Avusturya‘nın Viyana şehrinde Theater …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir