Perşembe , 23 Kasım 2017
Home » Yorum » SENSİN …!

SENSİN …!

Ebru Özdemir
Sadece Türkiye’de değil, dünyanın herhangi bir yerinde önümüze çıkan ilk yüz kişiye “terör” nedir diye sorsak, alacağımız cevap hemen hemen, iktidarı elinde tutan güçlerin yüklediği ve tüm halka öğrettikleri algı ve kavram karmaşasından öteye gitmez.
İktidar ve yandaşları tarafından “terörün ne olduğu” özellikle son dönemde daha önem kazanmış ve kendi çıkarlarına hizmet eden bir kavram haline getirilmiş, saptırılmıştır.
İşte buna karşıt olarak, ben de devlet teröründen ve asıl teröristin kimler olabileceğinden bahsetmek istiyorum.
Bir tanıma göre, Türkçeye Fransızcadan geçen terör, Latince kökenli olup “ korku salmak, dehşete düşürmek, yıldırmak”, bir başka tanıma göre ise “belli bir hedef gözetilerek, yıldırma, saldırma, yakma, cana kıyma, sindirme yöntemleri olup, gerektiğinde şiddete başvurma yöntemlerinin kullanılması” olarak tanımlanmaktadır.
Özellikle son yıllarda, devlet tarafından uygulanan sokağa çıkma yasakları, hukuksuz tutuklamalar, terör örgütü üyeliği adı altında ihraçlar, bilim ve sanat insanlarına saldırılar, sanat eserlerini talan etmeler, terörü bitireceğiz diyerek sivil halkı katletmeler, doğal yaşamın katledilmesi, hayvanların dahi sokakta muhalif muhalif dolaşmalarına tahammülsüzlük, sanırım tanıma tam olarak uymakta.
Devlet, halk üzerinde terör estirir mi?
Bunu yeniden bir tanımdan alalım: Devlet’in kendi eliyle, mevcut siyasi rejimi korumak veya devam ettirmek amacıyla, hukuk kuralları çerçevesini aşarak kendi vatandaşlarına karşı uygulanan, her türlü sindirme, korkutma, işkence, faili meçhul veya muhalifleri ortadan kaldırma gibi eylemler topluluğuna devlet terörü denmektedir.
Devlet, gücünün devamlılığını sağlamlaştırmak ve fiilen yaşanan tek adam diktatörlüğüne hukuksal boyut kazandırmak için, baskı, sömürü ve şiddet dozajını arttırmaktadır. Onların derdi, özgürlük, eşitlik ve daha iyi bir yaşam değildir.
İktidar, yaşamını ve aklını her anlamda hükümete teslim etmiş apolitik kitleyi, din, bayrak, milli duygular ve son dönem sıklıkla başvurdukları neo-Osmanlı tutumları ile bir arada tutmaktadır. Ancak şiddet olmadan, gücünü ve sömürüsünü devam ettiremeyeceğini anladıkları noktada, baskı altına alamadığı muhalifleri ( kendinden olmayan herkesi ) terörist, gafil, haysiyetsiz, kan emici, hain ilan ederek, ülkeyi resmen bölmüş ve halka savaş açmıştır. Tam anlamıyla ülke üzerinde “terör” estirmektedir.
Bir terör aracı gibi kullanabildiği medyada, hizaya getiremediklerini susturmuş, tutuklatmıştır. Sanat, edebiyat ve bilim insanlarını yıldırma, sindirme, korkutma, linç ettirme ve yok etme politikası ayyuka çıkmıştır.
Neredeyse her gün, iktidar sözcüleri, bakanlar ve güç tapıcılar tarafından iç savaş naraları atılır hale gelmiştir. Bu naraların cezasız kalması da, yol gösteren tarafından sağlanan güçle alakalıdır.
Dünürü tarafından kurulan silahlı örgütün başı “silahlandık” videoları yayınlarken, eşzamanlı olarak, diğer tarafta küçük bir köyde katliam yaşandığı, köyle iletişim sağlanamadığı haberleri örtbas edilmeye çalışılmaktadır…
Şimdi, biz yani muhalif kesim olarak, “silahlandık, gerekince kullanacağız” videosu çeksek, aynı sempatik etkiyi göremeyeceğimiz bir gerçektir. Çünkü hak ve hukuk, kişilere ve çıkarlara hizmet edip etmediğine göre işlemektedir.
Var olan şiddet ve hukuksuzluğu OHAL kapsamında iyice tavan yaptıracaksınız, halkın bir kesimini yok sayacaksınız,
Önce gözaltı ve tutuklamalar yapıp, sonra suçlar oluşturacaksınız,
Her gün yaşanan işçi ölümlerine bir önlem almayacak, fıtratla konuyu kapatacak ve hatta yandaşlarınızca mağdurlara tekmeler atacaksınız,
Kadın, çocuk sömürü ve tecavüzlerini yasal hale getirmeye çalışan yasalar yapacaksınız,
İdam getirme tehditleri ile insanlara korku salacaksınız,
Bir cemaatçi yapılanmaya devletin her yerine yerleşme imkanı verip, ardından ülkeyi açıklanamayan bir darbemsilikle darbe yaşatacaksınız,
Bir cemaatin kolundan çıkıp diğer cemaatlere yol açacaksınız,
Din kisvesi altında, Allah’ı bile sömürerek dincilik yapacaksınız,
Açıklanması mümkün olmayan rakamlarla servet sahibi olacaksınız,
Dış borçları ödeyecek tek kaynak bırakmayacaksınız,
Devletin her mekanizmasında sömürü düzeninin parçası olanların yağma, talan, soygunlarına bırakın yargı yolunu açmayı, konuşanları bile susturacaksınız,
Her başınız sıkıştığında beceriksizliğinizi yükleyecek bir “dış güç, “üst akıl” yaratacaksınız,
Kontrolsüz cemaat binalarında çocuklarımız yanacak,
İŞ-İT ‘çileri, emniyetin ön kapısından içeri alıp, arka kapısından bırakacaksınız,
Ülkede yaşanan patlamalarda yayın yasakları, son dakika haberi geçme yasakları getireceksiniz,
Hem yargıç hem avukat olacak, emirle gencecik insanlara kıyacaksınız,
Yandaş, yalaka esnafı, muhtarı kendinize yedekleyeceksiniz,
Ağızınızdan düşmeyen “şehitlere ihtiyaç var” edebiyatıyla, komşu ülkelerde savaşı destekleyip, en ön safa çocuklarımızı süreceksiniz,
Barış isteyenlere, alçak, zalim, kapkaranlık, cahil, tiksinti verici, vatan haini, lümpen, mandacı artığı, ruhu kirlenmiş, terörist diyeceksiniz,
Kendinize yapılan her eleştiriye hakaret suçlaması davaları açacak, ama halka ettiğiniz hakaretler karşılıksız kalacak, öyle mi?
Ohhh ne aaala memleket!
Ve bunları referandumdan “EVET” çıkmamışken yapacaksınız ve ben (-biz ) terörist olacağız öyle mi?
Hadi oradan…
Asıl sensin terörist!
NOT2: Gücünü ve yetkilerini mevcut rejime muhalif kişi veya topluluklara kullanan devletler, duruma göre savaş suçları ya da insan hakları ihlalleri nedeniyle yargılanabilirler.
Terör tanımları Wikipedia ve TDK’dan alınmıştır.
Ebru ÖZDEMİR
ebrulihamburg@yahoo.de

About Ebru Özdemir

Ebru Özdemir

Check Also

OSCAR ve BEN

Sevgili günlük… Yok… Saygı değer ve pek bir sevgili günlük… Sana, dün gece yarısı başlayıp, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir