Cuma , 15 Aralık 2017
Home » Haber » Putin’in soğuk intikamı ve Erdoğan’ın çaresiz haykırışları

Putin’in soğuk intikamı ve Erdoğan’ın çaresiz haykırışları

Bu çaresizlik, ihtiras ve körlükte her şey olasılıklar içine dahil edilebilir elbet.
halep

ABC/ Çağlar Tekin/HABER ANALİZ

“BM’den Suriye’de Irak’ta bir şey görebildiniz mi? Şu anda 600 bin rakamları konuşuluyor ama hayır, bana göre Suriye’de 1 milyona yakın insan öldü. Çocuk, kadın ayrım yapılmaksızın devam ediyor. Nerede BM? Ne yapıyor? Irak’ta var mı? Yok. Biz sabır sabır dedik, en sonunda dayanamadık Suriye’ye ÖSO ile girmek zorunda kaldık. Niçin girdik? Bizim Suriye’nin topraklarında gözümüz yok. Mesele toprağın gerçek sahipleri, toprağına sahip olsunlar. Bunu sağlamak için. Orada adaletin tesisi için varız. Devlet terörü Esed’in hükümranlığına son vermek için biz oraya girdik.”

Tırnak içindeki konuşmanın sahibi Cumhurbaşkanı Erdoğan.

Bu cümleler kurulmadan yıllar önce, 2011 yılında, fiili desteğini sınır komşusu olmasının da etkisiyle büyük çoğunu Erdoğan iktidarından alan, adı dönem dönem değişmekle ve çete sayıları artıp azalmakla beraber Nusra’dan IŞİD’e, ÖSO’ya bir bütünlük ve ideolojik yakınlık taşıyan cihatçı gruplar Suriye’ye yönelik büyük saldırılar başlattılar. İlk günlerde kimi şehirlerde küçük halk eylemliliklerinin de olduğu (Ki en kalabalığının sayısı birkaç yüzle sınırlıydı) ancak askerleri, memurları, orman korucuları ve postacılarına dek Cisr-el Şuğur’da 120 Suriye görevlisinin Haziran 2011’de vahşice öldürülmesi sonucu silahlı saldırılarla başlayan savaş… Bundan hemen önce, yani Suriye’ye binlerce cihatçının aktığı, milyarlarca dolar değerinde silahın ellerine tutuşturulduğu henüz yüzbinlerin ölmediği günlerden önce, Türkiye sınıra çadır kentler kurmuş olacakları “bekliyor”du.

ANKARA’DA TOPLANTI KONUSU: SURİYE’DE SAVAŞ BAŞLATACAĞIZ

Aradan yıllar geçince AKP’nin amiral gazetecilerinden İbrahim Karagül “Ortak bakanlar kurulu toplantısı yapıldığı gün, bize gelip; ‘Suriye’de isyan başlatacağız, bize destek olun’ diyenler bugün ortalarda görünmüyor.” demişti. Yani Suriye’de dış destekli savaş başlamadan 18 ay önce.

Sonrasındaki detaylar yazının boyutlarını aşıyor. Ancak, Halepliler’in cihatçılara destek vermemesi, hatta tarihinin en büyük mitingini düzenleyerek Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a büyük destek sunması; ardından cihatçıların kente saldırması ve büyük oranda işgal etmesi…

Suriye Ordusu’nun kontrolünde Halep’in küçük bir kısmı kalmış ve cihatçılar Şam’ı düşürememiş olsalar da Halep’ten orduyu tamamen temizleyerek Libya’da uyguladıkları taktiğe benzer bir şekilde yeni bir başkent ilanı ile devam etme hayalleri kuruyorlardı. İşte bu günler Erdoğan’ın Emevi Camii’nde namaz kılma ve kendini İslam dünyasının halifesi ilan etme hayallerine en yakın olduğunu düşündüğü günlere tekabül ediyordu.

Aradan uzun zaman geçti. ABD-Türkiye-Suudi Arabistan-Katar-İsrail ve tüm Batı dünyasına karşı Suriye’nin müttefikleri de sahaya ağırlık koydu. Özellikle Hizbullah’ın sahaya inmesi ile Halep’te cihatçılar durduruldu ve kent büyük oranda Suriye Ordusu’nun kontrolüne döndü. Bugün yaşananlar ise savaşın Halep kısmını ve aslında büyük oranda nihai neticesini belirledi. Halep gerçek sahipleriyle büyük oranda yeniden buluştu.

Halep’in kuzeyi haricinde denklem büyük oranda kapanmış oldu. Şam kırsalında cihatçılar teslim oldu, Rusya’nın el atması ile Ürdün sınırı daha güvenli kılındı, Hizbullah ve Ordu Lübnan sınırını kapattı…

Tüm bunlar devam ederken Türkiye’nin Rus uçağını düşürmesi, Erdoğan’ı bu denklemin tamamen dışına attı, ki ardından o meşhur özür, ilişkileri yumuşattı.

MUHTAÇ DURUMA DÜŞÜŞ      

Bu yumuşamanın ardından Ankara, Suriye’ye girmek için Şam’ın ve Moskova’nın onayını aldı ve desteklediği bir grup cihatçı ile IŞİD’e karşı girdiği gerekçesi ile aslen YPG’ye yönelik bir taarruz başlattı. Buna hem Moskova hem de Şam ses çıkarmadı. Çünkü Ankara, Şam ve Moskova hava sahasını kapattığı anda Suriye’ye girdiğine pişman hale gelebilecek bir pozisyona düşürdü kendini. Hava sahasının açık kalması ise Türkiye üzerinden Halep’teki cihatçılara silah akışının durması şartına bağlanmıştı elbette. Suriye böylece bir yandan Halep’e yönelik silah akışını durdurmuş oldu, diğer yandan da IŞİD ve Nusra’nın müttefiği ÖSO’cular Türkiye’nin “gazı” ile bu denklemden kopmuş ve Halep’e desteğe gidecek cihatçı sayısı da düşmüştü. Ayrıca, TSK destekli ÖSO çeteleri, Suriye hava sahası kapatılıp da Türkiye hareketsiz kılınırsa Suriye Ordusu önünde tutunma şansı olmayan çapsız bir gruptan ibaretti. Uzatmadan son bir madde daha eklenebilir ki, o da, tüm bu hamleler Ankara Batı ile gerilmiş ve Rusya’ya yanaşmak dışında bir hareket alanı kalmamışken gerçekleşiyordu.

Nitekim Erdoğan ne zaman izin verilen çizginin dışına çıkmaya kalksa ya hava sahası kapatıldı, ya da doğrudan vuruldu. Çaresiz kalan Erdoğan bu cenderede askeri birliklerinin vurulmasının hemen ertesinde Putin ile üst üste iki kere telefonda konuşmak dışında yapacak bir hamle bulamadı.

Bir de elinde içerde çaresizlikten kaynaklı “Esad’ı indirmeye girdik” çığlıkları atmak kaldı. Diğer alternatifse Suriye’ye savaş açmak, kendi adıma olasılıklar dahilinde görmesem de, bu çaresizlik, ihtiras ve körlükte her şey olasılıklar içine dahil edilebilir elbet.

Daha dün IŞİD’in eline düşen gencecik askerlerin, Kilis’te Antep’te ve ülkenin dört bir yanında düzenlenen saldırılarda ölen yurttaşların görülecek hesabı var, hatırlamadan ve hatırlatmadan olmazdı, onu da bizim boyun borcu hanemize yazmalı…

About Editör .

Editör .

Check Also

Reza Zarrab hâkim karşısında: Zafer Çağlayan’a 45-50 milyon Euro, 7 milyon dolar ve 2,4 milyon TL rüşvet verdim

“Egemen Bağış’tan yardım aldım!” ABD’nin İran’a yönelik ambargosunu deldiği iddiasıyla tutuklanan Türkiye ve İran vatandaşı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir