Pazartesi , 10 Aralık 2018
Home » Yorum » Okuma sorunumuz var biliyorum…

Okuma sorunumuz var biliyorum…

Mustafa Akpolat
Mektuplarımızı bile okumuyoruz artık.. Mektupları cebimizde gezdirerek, okuyacak birilerini arıyoruz. Durum buiken tüm sayfa yazıları okumak ciddi bir iş haline geldi! Yinede kendinizi zorlayın, yazdıklarımızı okumaya çalışın derim.. Meramıma yetmeyecek yazacaklarım ama yetineceğim.

 

Dergimiz baskıya hazırlandığı hafta, Beşiktaş’ta, Kayseri’de patlayan bombalar, Ankara’da Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un katledilmesi, Berlin’de bir TIR’ın Noel Pazarında 12 insanı katletmesi Zürih’te bir camiye yapılan silahlı saldırı sonucu 1 kişi ölürken 3 kişi de yaralandığı haberleri geldi. Dünya’nın diğer cografyalarında da kan ve göz yaşı akmaya devam ediyor.
Dergide yer alan yazılar ve panorama bölümü özellikle Türkiye’de son 6 ayın bir resmini çizdiğinden ve siz okurların bu gelişmeleri yakından takip ettiğini düşünerek bu yazımı, Almanya’da yaşayan Türkiyelilerin sorunlarına ayırmayı düşündum.

Türkiye’deki gelişmeler ve politikalar, Türkiye dışında yaşayan Türkiyelileri de direk etkilemekte. Her ne kadar 50 yılı aşkın bir süredir yurtdışında yaşayan göçmenler olarak, Türkiye Hükümetlerinin ucuz iş göçü olarak değişik ülkelere gönderdiği ve süre zarfında Aile birleşimi veya Mültecilikten dolayı sayılar milyonlarla ifade edilen bizlerin, Türkiye ve yaşadığımız ülkelerin hükümetlerinin ve sermayelerinin yakın ilgisine mazhar olduk. Gerek Türkiye Hükümetlerinin gereksede halen yaşadığımız ülke hükümetleri, kendi aralarında yaptıkları anlaşmaları olsada, her hükümetin kendi politikası ve hesapları hep vardı.. Bu politikaları yaşayarak gördük. Gündemin ağır olması, acılarla dolu olması ve hızlı bir şekilde değişmesinden dolayı geçmişte yaşananlar hızla eskimekte ve büyük oranda da unutulmakta.
Yaşca büyüklerimiz daha iyi bilir, ”Almancı” ve ”Yabancı” olmayı, iki arada bir derede geçen yaşamların her biri bir roman.
Derken bugünlere geldik. Son 14 yıl, yani AKP’li Hükümetler dönemlerinde, gerek ülkede gereksede ülke dışında yaşayan Türkiyelilere yönelik özel politikalar geliştirdiler. Önceleri sadece Konsolosluk ve bünyesindeki değişik ataşeliklerin resmi evrak ve noter işlevinin yanı sıra, darphane mantığı ile alınan harç paraları, bedelli askerlik işlemleri, Türkiye’ye Dövüz göndermek v.b. dışında, burada yaşayan insanların sorunları ile ilgili bir çalışmaları yoktu. Kimi zaman ”Vatan millet” edebiyatı ile ve ”Vatan Hasreti”, çeken ”gurbetçi”lerle ilgili lafta kalan vaatler ve söylemleri saymazsak.
Türkiye dışında yaşayan 6 milyondan fazla Türkiyeli‘nin yaklaşık 1 milyon 500 bin‘i bir işte çalışıyor. Almanya’da son yıllarda ülke genelinde işsizlik oranı yaklaşık yüzde 6,1 civarındayken, bu oran Türkiyeliler arasında yüzde 20,9 olarak gerçekleşmiş. Kadınların iş piyasasındaki zorlukları, gençlerin meslek eğitimi ve yüksek öğrenimdeki konumlarınıda göz önünde tutarsak 60 yıla yakın bir süredir yaşadığımız ülkelerde ki sorunlar ciddi boyutlarda. Bu sorunlarda elbette ki ülkelerin hükümetleri ve politikalarının belirleyici rolu var. Ancak bu sorunları birebir yaşayan biz göçmenlerinde büyük rolu var.
Yaşadığımız ülkelerdeki sorunlara karşı bir mücadelenin ve cabanın içinde olmamız gerekirken, Türkiyelilerin büyük oranı ülke hükümetlerinin politikalarına yedeklenmekte ve yaşadığı ülkeye iyice yabancılaşmaktadır.
Son yıllarda yurtdışına konulan seçim sandıkları vesilesiyle, partiler Türkiyedeki seçim çalışmalarını yurtdışına taşımaları, basın yayın ve dönemin iletişim araçları ile ülkedeki kutuplaşmayı buralara taşımayı başardılar. Özellikle İktidar partisi AKP ve Erdoğan, ellerindeki devlet imkan, olanak ve ayrıcalıklarınıda kullanarak, ülkede estirdikleri baskı, korku, susturma ve sindirme yöntemlerini yurtdışına taşıyarak, AKP’yi veya Erdoğan’ı eleştiren, savunmayan insanların ihbar edilmesi için devletin imkanları kullanılarak veya ”STK” olarak sıfatlandırılan paravan AKP yurtdışı örgütlenmeleri, DİTİB benzeri Cami dernek imamları (İmam, imamdan korkar hale geldi) ve konsolosluklar aracılığı ile bu yaygınlaştırılmakta.
Son günlerde Almanca ve Türkçe basında yer alan ”MİT ajanı”, veya ”Muhbir’lerle ilgili haberler, Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı ve adli kurumların bu konularda soruşturma ve gözaltılar yaptığıda bilinmektedir. Politik kutuplaşmalar yetmiyormuş gibi, insanlar arasında güvensizlik yaygınlaştırılmakta. Yönetenlere, herkesin herkesten şüphelendiği, ”Vatan, Millet” gibi değer ve kavramlarının sürekli kullanıldığı kaos hali, kirli politikaların gerçekleşmesi için uygun bir zemin sunmaktadır.
Bizden istenen, yaşadığımız ülkeye yabancı kalarak, sürekli kendi politikalarının bir malzemesi olmamızdır. Yaşadığımız ülke hükümet ve sermayeside göçmenlerin ”yabancı” olarak kalmasından yanadırlar. Geçen yarım asıra rağmen yaşadığımız topluma ve geldiğimiz ülkeye yabancı kalarak, bir belirsizlik içinde yaşamaktayız.
Türkiye, Almanya ve tüm Dünya’da milliyetçilik, ırkçılık, emek ile sermaye arasındaki uzlaşmaz çelişki sonucu yaşanan sorunları ve sorumlularını gizleme aracı olarak geliştirilmektedir.
Etnik kimlik, vatan, millet savunuculugu adı altında kendisinden olmayan farklılıklara karşı düşmanlıkları geliştirilerek şöven, gerici, dinci söylemleri sürekli gündemde tutarak, yaşanan sorunların sorumlusu olarak ”ötekiler” hedef gösterilmeye devam edilmektedir.
Almanya’da son yıllarda artan Irkçı saldırıları, dünya‘da yaşanılanlardan ayrı tutamayız, Milyonlarca insanı yurdundan, evinden ve sevdiklerinden koparan savaşlar, insanların başka cografyalarda yaşam mücadelesi vermek zorunda bırakılmasından dolayı yaşanan yoğun göç, ülkelerdeki gerici ırkçı güçleri harekete geçirerek, güçlenmesinin önü açılıyor. Buna karşı duracak olan güçler ise dağınık ve gelişmeler karşısından güçsuz, yeni duruma uygun politika üretmekten uzak.
Almanya’da Federal Göç ve Mülteciler Dairesi’nin araştırmalarına göre, tüm yabancılar içinde eğitim ve öğrenim açısından en büyük sorunlu grubu Türkiye vatandaşı kadınlar oluşturuyor. Her 5 Türkiyeliden biri Almanca konusunda yetersiz kalıyor. Özellikle Türkiye vatandaşı kadınların yüzde 7’si okuma yazma bilmiyor.
Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti bazında yapılan bir araştırma sonucuna göre, Türk ailelerdeki kadınlar, erkeklere göre daha sık istihdam dışında kalıyor ve daha yüksek oranlarda işsizlik yaşıyor. Bu ülkede Türkiye vatandaşlarının bir bölümü gelirlerini artırmak için ek işler yaparken, bazıları kayıt dışı istihdama sürükleniyor, büyük bir bölümü de işsizlik parası ve sosyal yardım alıyor. Yurt dışında yaşayan Türkiye vatandaşlarının en büyük sorunu, istihdam piyasasına katılımda görülüyor. Bu kapsamda, mesleki vasıf eksikliği de işsizliğin en büyük nedenini oluşturuyor.
3 milyon 328 bin 497’si Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, 2 milyon 793 bin 550’si çifte vatandaşlığa sahip olmak üzere, yurt dışında toplam 6 milyon 122 bin 47 Türkiyeli yaşıyor.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşılığından çıkarak bulunduğu ülke vatandaşlığını alanlar bu sayıya dahil olup olmadıklarını bilmiyorum.
Demem o ki… hangi etnik kökenden, inançtan veya kültürden olursanız olun, Almanya‘da yaşıyoruz, çocuklarımız , torunlarımız buralı biz bunu kabul etmesek bile onlar buralı.! Bir çoğumuzun maddi bir miras bırakma imkanı yok, olsa bile bunun bir ederi yok. Bırakacağımız en güzel miras, güzel bir dünya veya ülke olmalı, o da ancak mücadele ile mümkün. Onları gelecekte etkileyecek olan Irkçılığa karşı, dışlanmaya karşı, Türkiye veya Almanya hükümetlerinin onların üzerinden politika üretmelerine karşı ve ayrımcılığa karşı mücadele edilmeli. Yaşadığımız toplumda diğer uluslardan, kültür ve inançtan insanlarla birlikte, bir arada ırkçılığa, işsizliğe, karşı sosyal adaletsizliğe karşı yapabileceğimiz bir şeyler olmalı diye düşünüyorum. Geleceğimiz olan çocuklarımız üzerinden politika yapılmasına ne kadar engel olursak o kadar güzel bir şeyler yapmış olacağız.. Sizin Türkmü, Kürtmü, Lazmı, Çerkezmi olduğunuzu sormayacaklar… Göçmen kimliğiniz üzerinden politka yapacaklar veya sadece emeği ile geçinen insanlar olarak diğer farklılılarla birlikte bedel ödeyeceğiz. Buna da izin vermemeliyiz.
Yeni yıl güzel ola…!

About Mustafa Akpolat

Mustafa Akpolat

Check Also

Almanya’da NSU gösterileri: “Tamamen aydınlatılsın”

NSU davasında karar çıktı ancak kurban yakınları ve sivil toplum kuruluşları dosyanın burada kapanmasını istemiyor. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir