Cumartesi , 18 Kasım 2017
Home » Kültür / Sanat / Edebiyat » “Henüz Yapraklar Solmadı”

“Henüz Yapraklar Solmadı”

“Henüz Yapraklar Solmadı”

Gülsen Gülbeyaz

Şair Sevim Tarhan ile Hamburg’un Sternschanze semtinin sevilen kafelerinden biri olan Cafe Stenzel’de buluştuk. Zamanı unuttuğumuz buluşmada edebiyat, şiir ve gurbet üzerine dopdolu sıcak ve samimi sohbetimizi bu yazıda derledim…

sevim-tarhan
1957 yılında İstanbul’da doğan Sevim Tarhan, 1969 yılında Üsküdar Halil Rüştü ilkokulundan, 1973’te Üsküdar Paşakapısı ortaokulundan mezun olur. Daha ilkokul yıllarındayken şiir ve öykü yazmaya, resim yapmaya başlar. İstanbul’un Üsküdar semtinde oturdukları ahşap evde çıkan bir yangınla çocuk yaşlarında yazdığı şiirler, çizdiği suluboya ve pastel resimler kül olsalar da umutları sanki bu yangının küllerinden yeniden doğup filizlenir, yeşerir ve şiir yazmaya devam eder.
Resim sanatına olan merakı nedeniyle başladığı Mithatpaşa Kız Teknik Lisesi resim bölümünü ise 1978 yılında bitirir. Başarısından dolayı lise son sınıftayken İstanbul Beşiktaş Güzel Sanatlar Akademisi’ne misafir öğrenci olarak devam eder, amacı Akademiyi bitirip ressam olmaktır. Fakat aynı yıl evlenip işçi ailesi olarak Hamburg’a yerleşir.
Yaşam kaynağını ve gücünü başkalarına yardım etmekle topladığını söyleyen Tarhan, yirmi yaşında evlenip Almanya’ya geldiğinde birçok insan gibi kendini gurbette; acı bir vatanda yalnızlıkla başbaşa bulur. Ve böylesi bir yalnızlık onu şiirle daha da yakınlaştırıp adeta onunla bütünleştirir.
“Şiirlerimin içeriği karamsar olduğumu yansıtsa da ben içimde gökkuşağının tüm renklerini saklarım, o nedenle benim barış güvercinlerim rengârenktir. Ama beyaz güvercini daha bir başka severim.”
O zamanlar daha ressam olamamıştır ama evli de olsa, yabancı bir ülkede de olsa eğitimini sürdürmeyi ihmal etmez. 1984 yılında başladığı Sosyal Danışmanlık Okulundan 1988 yılında mezun olur ardından da 1990 yılında Sosyal Pedagog olarak eğitimini tamamlar. Ve mezuniyetinin ardından uzun yıllar çeşitli kuruluşlarda sosyal danışman olarak çalışır.
İşini çok seven ve Hamburg’da bir okulda Sosyal Pedagog olarak hala rehber öğretmenlik yapan Sevim Tarhan’ı hem çalıştığı okulda hem de yaşadığı semtte yardım severliği, insan severliği ve mücadeleci yapısıyla tanımayan yoktur. Öyle ki; yaşadığı bölgede şiddete maruz kalmış birçok kadına yol gösterdiğini duymayan kalmamış ve böylece oturduğu semtin belediyesi tarafından özel bir ödülle onurlandırılmıştır.
“Yaşanan her şey, hayatın tüm güzellikleri, olumsuzlukları, hüzünleri kısacası her şeyin olduğu gibi algılanması ve yaşanabilmesi benim için edebiyattır.”
Çok kültürlü yaşamı özümseyen Sevim Tarhan için hayatın kendisi edebiyattır. Onun için şiirin tam tarifi yoktur ama dilin ve duyguların kişiye özel bir anlatımla mısralara dökülmesiyle meydana gelen bir sanattır. Duygularının ahenkli dizelere yansımasıyla şiirleri hayat bulmaktadır. Doğa ve insana ait olan tüm duygular; sevgi, hüzün, keder, mutluluk kısacası yaşadığı günlük hayatın her anı şiirlerini yazarken onu beslemektedir. Özellikle de genç öğrencilerinin yaşadıkları ve dünyayı kasıp kavuran savaşlar…
“Barışın olmadığı bir dünyada insan var olamaz; insanca yaşanamaz. Barış olmadan halklar birbirini sevemez. Ve insansız da şiir olmaz…”
Diyen S. Tarhan, yıllarını şiirle dopdolu geçirse de resim çalışmalarına da devam eder. Sanat çalışmalarını Hamburg’da açtığı dört sulu boya resim ve kumaş boyama sergileriyle halka sunar. Bir şiir kitabı yayınlamaya ise ancak göğüs kanseri olduğunu öğrendikten sonra, zorlu bir süreçten geçerken karar verir.

Şiir Nedir?
Şiirin tam tarifi yoktur, denir.
Benim için şiir, bazen yönü olmayan deli bir
rüzgâr,
Bazen yakan bir güneş,
Bazen dağlardan usul usul akan, bazen de
okyanuslarda dile gelen, var olmaya çalışan
deli dalgalardır.
Bazen de bir ışık, bazen bir ağaç ve ağaçta
yalnız başına kalmış, solmuş bir yapraktır.
Bazen de mevsimlerdir. Soğuğu, sıcağı belli
olmayan, bazen ayın, yıldızın da yönünü
bilmediği şaşkın bir duygudur.
Ve
Her yazdığım şiir, nefes verdiğim özenle
Bağrıma bastığım çocuğum gibidir.
Bazen çok yoğun yaşanan, büyük dalgalarda
çırpınan, bazen de kaybolmaya mahkum
duygu akışıdır ŞİİR.
VE
BEN
BU GÜZEL DUYGULARDA KAYBOLDUM.
Sevim Tarhan
Ağır kanser tedavilerinden sonra kendini biraz toparladığını hissettiği ilk fırsatta bu kararını gerçekleştirmek için harekete geçer. Ve böylece ilk şiir kitabını çıkarma sersevim-tarhan_1üveni de başlamış olur. Bu dönemin ruhuna, bedenine bir terapi gibi iyi geldiğini dile getiren S. Tarhan yazdığı şiirleri düzenleyip basıma hazırlayabilmek için önce bilgisayar kullanmayı öğrenmek zorunda kalır. İki yıl süren bir çalışma sonucunda serbest türde yazdığı şiirlerini ilk eseri “Henüz Yapraklar Solamadı” da yayımlamaya hazırlar.
Sohbetimizin son dakikalarında şair Sevim Tarhan’a “Gurbette şair olmak” nasıl bir duygu diye sordum:
“Hem güzel hem de çok zor. Sevdiklerimden uzak olmak, vatanıma duyduğum özlem, yaşadıklarım beni bu duygu yoğunluğuna eriştirdi. Sanırım şiir yazmaya beni gurbet tetikledi. İki ülke arasında gidip gelmek duygularımı karma karışık yapıyor. Nereye ait olduğunu bilememek, iki ülke arası hüzünler…
O duygular bazen zamanı ve yeri olmadan mısralara dökülüveriyorlar. Kısacası hasret, özlem içinde yaşadığım duygular bana şiir yazdırdı…”
Şiirlerini kendi sesinden dinleme fırsatı bulduğum şiir tadındaki bu sohbet için değerli şair ve ressam Sevim Tarhan’a çok teşekkür ederim.

Sevim Tarhan  (Şair, Ressam)  “Henüz Yapraklar Solmadı”

İlk şiir kitabı…

KADINDIK
Bir yangının içine doğduk
Dumanında boğulduk
Küllerine bulandık
Kadın doğmuştuk
Kıymetimiz bilinmedi
Ölmedik
Öldürüldük!
İSTANBUL
KUCAKLAMIŞ NE KADAR HÜZÜN VARSA
Kucaklamış İstanbul seni denizlerinde
Sen varsın İstanbul’un mavi gözlerinde
Yaralı yüreğinde İstanbul’ un hüzün
Sen tam otasındasın İstanbul’ un
Sular azalırken sabaha karşı
Ortasındasın göz renginin
Şemsi Paşa kıyılarında
Soluksuz kalırsın koşarken
Büyür yalnızlığın
Yol bulursa sular kalbinin bir köşesinden
Usul usul akar gider kimse farkemeden
Takılır kalır kalbin bir kumsalında
Ömrün kısalır sen uyurken
Kız kulesi İstanbulun ortasında
Sen yalnızlığın kucağındasın
Sevim Tarhan
27 Haziran 2014

AKŞAMIN YABANCISIYIM
Ben yabancısıyım akşamın
Sabahlarda yatar sabahlarda kalkarım
Akşamın hüznü çöker şehrin üstüne
Ben yabancılık çekerim kendi çöplüğümde
İçimdeki nehir ölmüş
Akşamın zehirimi öldürdü ne?
Düşü olmayan sabahlarım
Kurur içimdeki usul usul kaynayan ırmağım
Acım,
Sancıyor haykırıyor bağrımda
Göz kapaklarımda sabahlar sabahlıyor
İki kaşımın arasındaki çizgi
Büyüsü orada mı saklı ölümün?
Ben yabancısıyım akşamın
Sabahlarda yatar
Sabahlarda kalkarım
Sevim Tarhan
18 Mart 2014

GÜMÜŞ ÇERÇEVE
Yağmur çiseliyor sabaha karşı
Köpüklerini saçıyor deniz lacivet gözlerinden
Yosun tutmuş kayalar
Yağmur yağıyor
Alıp gidiyor yağmur temizliyor ruhumu
Yeşile dönüşmüş toprakta yatıyorum
Bakıyorum göğe doğru
Sesini dinliyorum rüzgarın
Kapatma kulaklarını
Aç gözlerini
Bak gümüş çerçeveli camlardan
Bak gülümseyen maviye doğru
Sevim Tarhan
30 Kasım 2014

YİNE BİR İSTANBUL
Ne zaman gelsem İstanbula
Kısılır sesim konuşamam
Gözlerim derin maviliklerde yüzer
Marmara dolar gözlerime ağlar
Güneşi görmek isterim
Özlediğim sıcak
Ne zaman gelsem İstanbula
Sisler kaplar göz bebeklerimi
Göz pınarlarımdan taşar ege denizi
Duygularım acı çeker
Kısılır sesim konuşamam
Kız kulesi sevdalı, kırgın savruluyor sanki
Sevgiyi arar sende
Ölmüş aşkının yasını tutar bir balık
Sorumsuz Marmaranın sarhoş balıkları kayıp
Uçup giden günler gibi
Ne zaman gelsem sana İstanbul
Kısılır sesim konuşamam
Göçüp gidenler gibi
Gitmiş göçmen kuşların
Kendimi benzetirim sana
Geride kalan gurbet rüzgarlarım
Umutlarım nazlı kırılgan
Ne zaman gelsem İstanbula
Kısılır sesim konuşamam
Sen büyüdükçe yaşlanan hatıralarım
Geride kalmış zamanım çok eski
Isınmamış senin de hala yüreğin
Dün yağmur yağmadı geceye
Bugün de yağmayacak
İstanbul yine susuz
Topraklar yine kıraç
Seni görürüm yarışan zamana karşı şaşarım
Bağırmak isterim ardından
Çatlak çatlaktır çıkmaz sesim
Beklerim ben de yağmuru
Gizlice duamı ederim
Sabaha karşı bir yıldız görürüm ıslak
Ağlayan aya rastlarım
Bağırmak isterim ardından bağıramam çıkmaz sesim
Eylülde mahsundur İstanbul ıssız, yorgun
Al verdiğin umutları geri ver aşkımı
Darmadağın saçlarımı tara
Taraki rüzgarlar sahip çıkmasın
Tarihinin saçlarına aklar düşmüş İstanbul
Benim alnıma gündüz vakti yıldızların düştü
Geride kalan zamanda olgunlaştım
Sense hala
Utangaç ve mağrur bir gelin gibisin
Ne zaman gelsem sana İstanbul
Kısılır sesim konuşamam
Sevim Tarhan
10 Aralık 2008

(Bu söyleşi daha önce Yeni Dergi’de yayınlandı)

About Editör .

Editör .

Check Also

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı gözaltına alındı

KHK ile kapatılan ÇHD’nin genel başkanı olan avukat Selçuk Kozağaçlı, İstanbul’da gözaltına alındı.   15 …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir