Cumartesi , 18 Kasım 2017
Home » Yorum » HAYIR, HAYIR… BİZ BİR ŞEYİ KAÇIRIYORUZ!

HAYIR, HAYIR… BİZ BİR ŞEYİ KAÇIRIYORUZ!

ebru_

Ebru  ÖZDEMİR
*Elazığlı altı genç gurbete çalışmaya giderler. Uzun yıllardan sonra köylerine geri dönmek üzere yollara düşerler. Köylerine ait son tepeden aşağıya doğru inerlerken karşıdan Hasan Emmi’nin geldiğini görürler. İçerinden biri:
“Aman ha sakın kimse selam vermesin, Hasan emmi kötü haber tellalı gibidir, bir sürü şey söyler canınızı sıkar” der.
Hiç selamlaşmadan Hasan emminin yanından geçerlerken, ciğeri yufka olanı dayanamaz ve Hasan emmiye döner:
“Selamünaleyküm Hasan Emmi”
“Selamünaleyküm diysin emmeee, sizin garabaş var yaaa, bogazina gemik batti, öldi”.
Deme Hasan Emmi, bizim garabaş mı öldi, ne zaman öldi?”
“Sizin devenin yardan aşagi yuvarlandıgi gün öldi”
“Hasan Emmi, bizim deve yardan aşagi mi yuvarlandi”?
“Heee… Ananin mezarina daş götüridi”.
“Hasan Emmi, sen ne diyon, anam mi öldi yoksa”?
“Heeee… Eviz (-eviniz) yandi ya, anan dayanamadi”.
“Hasan Emmi evimiz de mi yandiiiii”?
Heeee… İçinde baban olmayaydı eyiydi”…

Yaşadığı toprakların uçakları tarafından katledilen Roboski’nin çocukları, Uğur Kaymaz,Berkin Elvan, Ceylan Önkol, Ankara katliamı, Suruç, Cizre, Sur, Nusaybin, Van, Ege Denizi, 3 aylık Miray bebek, Silopi’de cansız bedeni 7 gün sokak ortasında kalan 11 çocuklu Taybet ana, cenazesinin ülkeye sokulmasının 59 gün engellendiği Aziz Güler, Hacı Lokman Birlik, infaz edilen üç siyasetçi kadın, Tahir Elçi’, Dilek Dileekk diye bağıran, devlete ancak tek silahı olan terliğini fırlatan anne… …ve daha niceleri…
*****
Yüz yıldır katledilen, inkâr edilen bir halka, devlet yine acımasızca bir savaş açtı. Aylardır devam eden bir katliamla karşı karşıyayız.
İki taraflı bir katliamdan söz ediyorum. Bir tarafta insanlar birer birer öldürülürken, diğer tarafta insanlığımız, inandığımız değerler, ideolojiler, vicdanlarımız teker teker katlediliyor, öldürülüyor…
Tepkisizliğimizle, yetersizliğimizle, konu mankeni o ünlü üç maymunu bile varoluşundan utandıran günler yaşıyoruz. İktidarın masum insanlara yaşattığı zulüm, dayattığı ve yaşattığı apaçık faşizmin yankısı, yangını, ölüm kokusu, dağlara çarpıp tekrar acı, kan ve ölüm olarak geri dönüyor. Dağların ötesini aşmıyor.
Peki, kim ne yapıyor?
Bazılarımızın gözlerine perde inmiş. Sadece kendimizle ilgili durumlara odaklanmış, Küçük Emrah misali, boynumuz yana düşük ağlamak istiyoruz. Daha önemli acıların kadını ve adamlarıyız belki de hayatın…
Bazılarımız da, tepkimizi ancak kendimizi rahatlatacak bir tarzda yakalayıp dile getiriyoruz. Bazen, günlük bireysel koşturmacalarımızdan, sistemin dayattığı ve artık içselleştirdiğimiz o bireyci yaşamlarımızdan, yabancılaştığımız toplumumuzdan bir an sıyrılabildiğimiz anlarda, ufak çaplı nutuklar çekiyor daha sonra da “ama hayat devam ediyor”a sığınıp kendi dünyamıza geri dönüyoruz.
Kamuoyunun dikkatini çekmek bağlamında eylemler yapıyor,
Katliama dur de!
Katil devlet!
Katliamları unutma, unutturma!
Barış!
Özgürlük!
Savaş istemiyoruz!
Derhal barış, şimdi!, sloganlarıyla, faşist saldırıları kınıyor, bir an önce bitmesini istediğimiz eylemden sonra koştura koştura yine o kendimize ait yaşama dönüyoruz.
Hayır, hayır… Biz bir şeyi kaçırıyoruz.
Savaş karşıtı söylemlerle, “kolaycılığı, eylemsizliği, pasifizmi” seçiyoruz. Gürültü yapmayı çoğaltarak katliamları durdurabileceğimizi, zulm edilen halkın özgürleşeceğini savunuyor ve inanıyorsak, gerçekten büyük bir yanılgı ve yanlış bir rahatlığın içine düşmüşüz.
Bizler uzaktan savaşamayabiliriz evet ama en azından savaş karşıtı söylemlerden, sembolik ya da cambazca numaralardan sıyrılıp, kitleleri harekete katmak, kitleleri yabancılaştıran ya da iten eylemler yerine, yanımızdaki insanlara hiç usanmadan, sabırla anlatmak, bilinçlendirmek bir yol olabilir.
Görüldüğü üzere, Hasan Emminin kötü haber tellalı olması, gerçeği değiştirmiyor. Yaptığı tellallık “haberdir ve gerçektir”.

Egemen sınıfın, “Bir ulus özgürlüğünü ilan ediyor ammaaa içinde biz olmayaydık eyiydi” diyecekleri günlere olan özlemle…

( Size bu ölü yaşamı hazırlayan “ sermaye sahibi egemen sınıftır”. Bu acımasız oyunun varlığı, siz izin verdiğiniz sürece sürecektir… Maksim Gorki )

About Ebru Özdemir

Ebru Özdemir

Check Also

SENSİN …!

Ebru Özdemir Sadece Türkiye’de değil, dünyanın herhangi bir yerinde önümüze çıkan ilk yüz kişiye “terör” …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir