Perşembe , 14 Aralık 2017
Home » Arşiv » Hamburg’da anma ve mültecilerle dayanışma yürüyüşü

Hamburg’da anma ve mültecilerle dayanışma yürüyüşü

5 Şubat’ta değişik ülkelerden gelen ve yıllardır Hamburg’da yaşayan mültecilerin kaldığı binanın kundaklanması sonucu Pakistan’lı bir anne ve iki çocuğu yaşamını yitirdi. Yangının kundaklanma sonucu çıktığı ve zanlı olarak 13 yaşında psikolojik tedavi gördüğü belirtilen 13 yaşındaki genç bir itfaiye erinin ”suçunu itiraf etti“ açıklamaları kamuoyunca pek inandırıcı gelmedi.

Mustafa Akpolat – Haber/Yorum
8 Şubat C.tesi günü yaklaşık bin kişinin katıldığı, sessiz anma ve mültecilerle dayanışma yürüyüşünde yapılan konuşmalarda, daha önce bir çok ırkçı saldırıda, olayda ve kundaklama olayında polisin kamuoyunu yanılttığı ifade edildi.
Konuştuğum, yanan binada oturan ailelerin anlatımına göre, binanın giriş kapısının anahtarının hiç kimsede olmaması, kapının süreki açık olması nedeniyle herkesin rahatca girip çıktığı ve kapının kilitlenmediğini söylediler.. Yangın anında pencereleri açmaya çalışan aileler, pencereleri açamadıklarını, hepsinin ya civilenmiş olduğu yada açılmayacak şekilde olması nedeniyle zehirlenme riskini arttırdığı belirtiler Yaklaşık 48 metrekare alanda 5-6 kişinin yaşamak zorunda olduğu binanın bakım veya onarımı konusunda yıllarca bir şey yapılmadığıda belirtildi.
Gerek Hamburg’da gereksede Almanya’nın diğer bir çok eyaletinde, mülteciler ya toplama kampı türündeki, Askeri kışlalarda, ”Heim”larda, Barakalarda, Konteiner veya yanan binada olduğu gibi sadece mültecilerin kaldığı bınalarda yaşamak zorunda bırakılması, Almanya’nın ve Hamburg Hükümeti’nin mülteciler politikasından kaynaklanmaktadır


Konuşmalarda, Hamburg’da yangında yaşamını yitiren Nazia, Daniel ve Rahman’ın ölümlerinden, SPD’den oluşan Hamburg senatosununda sorumlulukları bulunduğu ifade edildi.
Hamburg’da sadece mültecilerin kaldığ bu tür kaçtane bina var ve bu binaların bakımı, yangına karşı önlemleri konusunda senato kamuoyunu bilginedirmelidir. Bu binalarda sadece mülecilerin kalıyor olması, kimi saldırılara veya geri bilinçteki insanların tepkisinede neden olmasınada hizmet etmektedir. Mültecilerin belli bazı binalarda toplu olarak ikamet ettirilmek yerine, sağlıklı koşullarda kalabilecekleri sosyal konutlara yerleştirilmelerinin imkanları oluşturulabilinmesine rağmen bu yapılmamaktadır.
İnsanca yaşayabilecekleri imkanlardan mahrum bırakarak, başka ülkelere gitmeye zorlanan veya geldiği ülkelere geri gönderilmeleri politik bir çizgi haline getirilmesi, Hükümetlerin mülteciler konusundaki sammiyetsiz politikalarının belgesidir.


İnsanlık tarihi, savaşların, göçlerin ve sürgünlerinde tarihidir. Değişik dönemlerde iktidarı elinden bulunduranlar, baskı altına aldığı, sömürüye tabi tuttuğu insanları, daha iyi koşullarda yaşama arayışına yönlendirmiştir. Aynı zamanda savaşlardan, katliamlardan kurtulmak için milyonlarca insan ülke sınırlarını geçerek başka bir coğrafyada yaşama şansını denemiştir ve bu, bugünkü şartlarda da devam etmektedir. Her hangi bir kıtadan başka bir kıtaya, can güvenli için veya daha iyi koşullarda yaşama arayışı bazen çaresizliklere dönüşmektedir. Güzel bir yaşam, insan gibi yaşayabilme ümidiyle geldikleri ülkelerde bu politkalar sonucu yaşamlarını kaybetmekteler.
Sürekli insan haklarından, hukuktan, demokrasiden dem vuran AB ülkeleri ve hükümetleri, uyguladıkları mülteci politikaları ile nemenem bir demokrasi ve insan hakları havarileri olduğunu görmek mümkün. Ne kadar timsah göz yaşı dökerlerse döksünler bir inandırıcılığ yok.
Afrika kıtasından Avrupa kıtasına geçmeye çalışırken, Akdenizin sularından kaybolan hayatların sorumlulugu, sadece kaçmak zorunda oldukları ülkelerde değil, aynı zamanda Avrupa ülkelerinin mülteciler politikasında da aramak gerek.
Ölümleri kadermiş gibi ve yasalar gerekçe gösterilerek, Hamburg Sokaklarında aylarca yatmak zorunda bırakılan insanların akibeti halen belirsizliğini korurken, kendilerine ister sosyal demokrat desinler, isterse hiristiyan demokrat desinler, tamamen insanlık dışıdır. Gerekçe olarak Avrupa Birliğinden bu konuyu gündemine almasını beklemek hiçte samimi ve insani değildir.

About Mustafa Akpolat

Mustafa Akpolat

Check Also

ABD’de bir kez daha polis şiddetine protesto

Amerika Birleşik Devletleri’nde Anthony Lamar Smith adlı 24 yaşındaki siyahi genci vuran polis memurunun aklanmasının …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir