Cuma , 15 Aralık 2017
Home » Yorum » Er ya da geç gelecek bahar

Er ya da geç gelecek bahar

Mustafa Akpolat
Gönül isterdi ki, bu yazımda baharın gelişini müjdeleyen güzeliklerden, yaşadığımız bu ülkede ve geldiğimiz ülkede insanların barış içinde, kardeşte bir arada yaşadığına dair konulardan söz edeyim.
Maalesef sizlerinde yakından takip ettiği gibi, bugün dünü aratır oldu.
 
Türkiye‘nin gündemi 16 Nisan‘a kadar referandum ve ona bağlı yaşanılanlara odaklandı.
Türkiye‘de tek kişinin dktatörlük yasasının oya sunulması sadece ülkede değil, yaşadığımız ülkelerinde gündemi oldu.
 
HAYIR‘lı bir sonucun çıkması temennimdir.
Elbette ki ‚‚Hayır‘‚ çıkmasıda yeterli değil, 15 yıllık iktidarın ve tüm yaptırım, uygulama, baskı, şiddetin bertaraf edildiği, halkların barış içinde bir arada kardeşce yaşadığı demokratik özgür bir Türkiye‘nin tüm güzellikleriyle bu karabasanı geride bırakması da bir zorunluluktur.
15 yıllık iktidarları süresince ve gelinen noktada ne istedilere yapamadılar ?
Daha fazla yetki ile hedeflenen nedir?
Bunu kim için, ne için istemekteler?
15 Yıllık iktidarları süresince, yol, köprü, tünel yapmakla övünen bu anlayışın, üretmeyen, yaratmayan, istihdama dayanmayan parazit ve tüketen bir ekonomik yapı ülkeyi nereye taşıyabilir?
 
Devletin 80 yıllık kamu kurumlarını, birikimlerini kendi çıkar çevrelerine ve uluslararası tekellere peşkeş çekerek tüketirken, tarım ülkesi olan Türkiye‘nin buğdayı ve eti dahi ithal etmek zorunda bırakan bu anlayış daha fazla yetki ile ne yapabilir?
 
Tüm bunlar bizler için ne ifade edecek diye düşünmek gerek.
Keyfi OHAL ile tüm yetkileri bir kişinin iki dudağı arasında çıkan kararlarla yönetilen bir ülkede, yapılan referandum ne kadar demokratiktir?
Devletin tüm imkan ve olanaklarını kullanan bir iktidarın, Referandum dayatmasının sonuçları ne kadar sağlıklı ve adaletli olur?
‚‚Evet-Hayır‚‚ dayatması ile toplumsal barış sadece ülkede yok edilmedi, yurtdışında yaşayan bizlerde farklılıklarından dolayı ayrıştırıldık.
insanlar kutuplaştırıldı, aynı binada oturan komşular veya aynı masada yemek yiyen, aynı işyerinden çalışan işçiler bir birine düşman edildi. Kin, nefret söylemleri ağızlarından düşmeyen, kendileri gibi düşünmeyenleri düşman, vatan haini, terörist ilan eden bu anlayış ülkeyi nereye taşıya bilir?
 
Türkiye‘de ki bu duruma o kadar odaklandık ki, yaşadığımız ülkede, şehirde, mahallede, işyerinde, çocuklarımızın gittiği okulda, gezdiği sokaklarda neler olduğundan bihaber olduk.
Bizlere dayatılan gündem, gündemimiz oldu.
 
Yaşadığımız Almanya ve Avrupa‘da ırkçılığın, işsizliğin, yoksullaşmanın ve sosyal adaletsizliğin hergün arttığı bir süreçte, Erdoğan ve AKP‘nin kendi iktidarlarını korumak adına Avrupa‘da yaşayan Türkiyelileri kendi politikalarına malzeme yapmasının bedeli de, Avrupa‘da yaşayan Türkiyelilere kesildi.
 
AKP ve Erdoğan‘ın ucuz kahramanlıkları sadece kendi çıkarları gereği sahnelendiğini görmek zor olmasa gerek.
 
60 yılı geride bırakan Avrupadaki Türkiyeliler, yaşadıkları ülkelerde karşılaştıkları sorunlara karşı samimi ve kalıcı çözümler getirmek yerine, AKP ve daha öncesi iktidarların bizlerle ilgili politikası ve hesapları aslında fazlacada değişmedi. AKP‘li hükümetler döneminde artan, Türkiyelileri kendi politikalarına daha fazla yedeklemek oldu.
 
Neresinden bakarsak bakalım, miadını dolduran AKP ve Erdoğan‘ın bu kadar hırçınlaşması, saldırdan bir dil kullanması hem kendileri için hemde ülke için hayra yormak pekte mümküm görünmüyor.
 
Her defasında Mağduru oynayan bu anlayışın izleri ve olumsuzlukları, halka ve ülkeye verdiği zarar, 12 Eylül Askeri Faşist diktatörlüğün ülkeye ve insana verdiği zarardan daha büyük olacağa benziyor.
 
Bu gidişatı değiştirmek tabi ki mümkün.
Elbette ki HAYIR tek başına yeterli değil.
Ülke, daha fazla mücadele gerektiren bir sürece doğru hızla yol almaya devam ediyor. Erdoğan ve çevresi ülkeyi kendi çifliği gibi kullanmasına, yönetmesine tabi ki dur denilecektir.
 
Belki bu bahar belki bir başka bahara gelecek bahar…!.
Er ya da geç dağlarına, ova ve şehirlerine bahar gelecek memleketimin..!
Sevgiler

About Mustafa Akpolat

Mustafa Akpolat

Check Also

ABD’de bir kez daha polis şiddetine protesto

Amerika Birleşik Devletleri’nde Anthony Lamar Smith adlı 24 yaşındaki siyahi genci vuran polis memurunun aklanmasının …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir