Pazartesi , 24 Eylül 2018
Home » Yorum » EĞİTİM ŞART EMİNE!

EĞİTİM ŞART EMİNE!

ebru_

Ebru ÖZDEMİR

Yıl 2016.
Ortaokul terk, tarihçi, filozof, din alimi, profesör först leydimiz, öyle bir laf etti ki, üniversite diplomasının sahte olmadığını ispat edemeyen Neo-Osmanlı kocası ile yarışır!
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar mitinginde, faşizmin yerlerde sürüklediği kadınları görüp, kendimizi toparlamaya çalışıyorduk ki üstüne hadsizlik, densizlik, aymazlık düzeyde, orta çağdan kalma bir cehaletle karşımıza çıktı.
Peki, kısaca ne dedi?
“Harem, Osmanlı hanedan üyeleri için bir okuldur. Kadınların hayata hazırlandıkları, hayır faaliyetlerini örgütledikleri bir eğitim yuvasıdır. Bu yuvanın başında da valide sultanlar yer alır” dedi.
Ne büyük bir yalan…
Hepimizin bildiği ya da bildiğimizi sandığımız tarihsel açıklamalara kısaca bakalım.
Harem, Arapça da “gizli, yasak”, Lügat da ise “mukaddes ve muhterem yer” anlamına geliyor. Harem, ilk olarak Fatih Sultan Mehmet zamanında kurulmuş. Ama öncesinde de farklı şekillerde kölelik hakim.
Köleler, ya savaş ganimetiydiler, ya da köle tüccarlarının ve korsanların kaçırarak İstanbul’a getirdikleri Hırvat, Yunan, Rus, Ukrayna, Gürcü gibi, gayrimüslim kız ve erkeklerdi. Ama güzelliği dünyaca nam salmış evli kadınların da, basılan köylerdeki evli kadınların da kaçırıldığını araya ekleyelim…
Bugün “at meydanı” dediğimiz yer yani hipodrom, Osmanlı döneminde “avrat pazarı” ismini alıyor.
İsme bak! Avrat Pazarı! İşte köle alım satımları bu pazarda yapılıyor.
Devam edelim…
Cariyeler, çocuk denebilecek yaştaki bakire kızlardan oluşuyor ve içlerinde “şanslı olanlar!?” Saray’a seçiliyor. Saraya alındıktan sonra da, öyle ilim, bilim falan değil, nakış, çalgı, raks, usul ve adap, sultanı mutlu edecek şeylerin eğitimini alıyorlar. Bu eğitimleri pek tabii ki kendileri için almıyorlar.
Padişaha en seçkin, en güzel kızlar sunuluyor. Haremdeki her kızın padişahın eşi olma gibi bir şansı da yok aslında. Yani eğitim al, pratik yapama! Bazı kızlar da şanslılarsa! (Padişahla halvete girmiş bile olsalar) devlet adamlarıyla evlendiriliyor.
E ikisini de gerçekleştiremeyen kızlar? Onlar da artık ev, temizlik, malum işler… Onca eğitim boşuna mı?
Hayır, sanırsın ki kadınların üniversite bitirdikleri yer Harem! Zaten bizim anladığımız eğitim sistemi tarzı bir şeye yakın olsa, adı Mektep, Medrese falan olurdu.
Madem harem, ilim irfan yuvası… Subaylar, ağalar, paşalar ne diye faydalanmadılar, Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye’ye niye faydası olmadı? Acaba diyorum, 1500’ lü yıllardaki Avrupa aydınlanması, Osmanlı’ya gelip giden elçilerin haremden öğrendiklerini aktarmasıyla olmasındı !?!

Tamam tamam… Devam edelim…
Bu cariyelerden gereksiz yere gebe kalanların boğdurulduğu da geçiyor kaynaklarda. Ya da Valide Sultanların, Hasekilerin intikamına, kıskançlığına maruz kalıp bıçaklanan, yüzüne kezzap atılan, çuvala geçirilip ayağına taş bağlanılarak denize atılan kadınlar…
Haremle ilgilenmiyor diyerek adı kısıra çıkan padişahlar ve sonrasında kısır olmadığını ispatlamak için haremden çıkamayanlar!… (Mesela 1.Mustafa) Yani harem bazen, padişah için de tehlike arz etmiş.
Bir de saray hizmetine alınan erkek hizmetçiler var. Hadım edilenler! Adları da “harem ağası”… İslamiyet’te hadım etmek yasak olduğu için de, zaten hadım edilmiş erkek köleler seçilmiş. Hadım edilmiş erkek köleleri araştırmanızı tavsiye ederim. Gerçekten içler acısı.
Bizim Neo-Osmanlı 1.Tayyip’in eşi Valide Sultan da, işte bu anlattığımız hareme özenmiş. O dönemin zihniyeti bu döneme de hükmediyor. İŞİD (DAİŞ), Musul’da 3500 ile 7000 civarındaki Yezidi kadını, köle pazarları kurarak sattı, tecavüz etti, öldürdü. Müslüman olmayan Yezidiler için kadın, namus ve kan davasına denk düştüğü içindir ki, Kürtleri kadın üzerinden, çok kalleşçe vurdular. Tam da iktidarda ki neo-İslamcı ve neo-Osmanlı sevdalılarının fikriyle bağdaşıyorlar.
Her gün bir kadın cinayeti ile uyanan, küçük yaştaki çocukların cinsel istismara uğradığı, kadınların yaşamın tüm alanlarında zor bir dönemeçten geçtiği, etek boyu tartışmasının dahi bitirilemediği, kadının eve kapatılmaya çalışıldığı, bedenine kendisi dışında herkesin sahip olduğu, okutmak yerine çocuk gelinlerin çoğaldığı bir ülke de söylenecek söz mü bu?
Evet, aslında tam da böyle bir ülkede söylenebilecek bir söz bu!
Ne zaman bu kadar kadın düşmanı oldun, ne zaman köleliği yüceltebilecek kadar insanlıktan çıktın?
Kadınların alınıp satılarak köleleştirildiği, aşağılandığı, özgürlüklerinin, kimliklerinin yok sayıldığı, hadım edilen erkeklerin hem fiziksel hem de ruhsal katledildiği, kendi rahatlıkları ve zevkleri için yarattıkları o yer, isterse bilim kadını yetiştirsin! Azıcık insan kalabilen, bunu savunmaz, savunamaz, savunmamalı!
İnsan, “sahip – köle ve sömürü” tarihine sarılır mı yahu? “Geleceğe, eşit yaşama, özgürlüğe” sarılır… O kadar yurt dışı gezdin, hiç mi ufkun açılmadı?
Sana tavsiyem Valide Sultan, her ne kadar harem de eğitilmemiş olsalar da, felsefe, tarih, politika, ekonomi ve matematik eğitimi almış Rosa’yı oku. Kadın hakları savunucusu, politikacı, yazar Clara’yı oku. Varoluş filozofu, yazar ve siyasal teorisyen, Simone de Beauvoir’i oku ya da en iyisi sen sadece gazete oku. Başka türlü bu gericilikten, bu çürümüşlükten kurtulamayacaksın.
“Harem, hayır faaliyetlerini örgütledikleri eğitim yuvası” görüşün için de tek önerim şu:
Sus da, kadınlara bir hayrın olsun!
12.03.2016

About Ebru Özdemir

Ebru Özdemir

Check Also

ŞİMDİ UMUTLARIMI BİRİKTİRDİĞİM YERDESİN HAMBURG…

Sevgili günlük Sen bilmezsin, Hamburg’dan G-20 zirvesi diye bir zırvalık geldi geçti. Zirve öncesi tüm …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir