Cumartesi , 18 Kasım 2017
Home » Yorum » Düşünce Kirliliği

Düşünce Kirliliği

Serpil

Serpil Çalışkanoğlu Yalçın

Nereden başlayacağımı tam olarak bilmiyorum. Bunun çok uzun zamandır yazmamakla alakalı olduğunu düşünüyorsanız sorun bu değil. Hiç yazmadığım zamanlarda bile kendimce mutlaka oraya buraya serpiştirilmiş yazılar hep vardır.
Yazan kişi için ‘hiç yazmamak’ nefes almamak gibi bir şeydir.

Düşünceler cümlelerde hayat bulurken hep biraz aciz, eksik kalıyormuş gibi hissederim. Bu yüzden „tam anlatmak istediğim şey yerini bulamaz“ diye düşünürüm.
Bugün de öyle.
Günlük hayatın içinde hep bir koşturma içindeyiz. Yetişmemiz gereken yerler, kişiler, yapmak zorunda olduğumuz işler, sorumluluklarımız ve daha sayabileceğim birçok şey.
Bunlar adı üstünde ”hayata dair koşturmaca” Bazen kendimize daha fazla zorunluluklar yarattığımızda olmuyor değil, bu ayrı işlenecek bir konu.
Peki bunun dışında ki zamanı nasıl değerlendiriyoruz?

Deliksiz bir uyku uyumak bile artık neredeyse imkansızken kendimizi ne zaman resetliyoruz.
Potansiyelimizi, Yaşamamızı engelleyen koşturmacalar içinde, modern hayatın özümü nasıl kaybettirdiğini, fark edip kendimize lazım olan enerjiyi nasıl kullanmamız gerektiğini kendime ve bu yazıyı okuyanlara hatırlatmak istedim.

Benim çözülmem, kendimi dinlemem, duymam , kabul etmem ise bir arkadaşımın bana enerji seansı vermesi esnasında farkındalık yarattı.
Kendimi günlük stresten çeşitli şekilde arındırdığımı düşünürdüm ama o gün beden pasif haldeyken, beynim o kadar kısa anda,  o kadar çok yerde dolaştı ki, her bir düşünce kendisini ifade etmeye çalışıyordu.
Her gün dinlediğimiz, okuduğumuz, gördüğümüz negatif resimler silinmemiş, beynimde ki raflardan tek, tek yerini almıştı. Kime ne demiş, ne olmuş sözlerine kulak asmadığımı düşünürdüm ama işte onlarda orada bekliyordu.
Toplumsal kalıplar, kurallar, kanunlar, nasıl davranılması, nasıl olması gerektiğini dayatanlar.
Önyargılar
Hala kızdığım, öfkelendiğim insanlar
İncindiklerim, incittiklerim..
Kalbime değenler
Sevdiklerim, beklediklerim …
Küçücük bir organ bu kadar ağır şeyleri nasıl taşıyordu.
Birden bire beynimin içine baktığımda gördüğüm resim beni korkuttu.
Koca bir çöp yığını…
Defalarca içindekileri boşaltıp bir denize attığımı imgeledim farkında olmadan bunu o kadar çok tekrarladım ki, hani bilgisayarınızın kapasitesi dolmuştur , artık silmeniz gerekenler vardır yoksa yenilerine yer yoktur aynen öyle.
Bu öyle güzel bir rahatlamaya yol açtı ki, bugüne kadar bunu neden yapmadığıma şaşırdım. Vücudumun gevşediğini ve düşüncelerimle tek olduğumu hissedebiliyordum. Bu ‘hiç olma duygusu’ veya ”kendinle bir olma” duygusuydu. Ne kadar ihtiyacı varmış beynimin ve vücudumun.
İnanıyorum hepimizin kendini koyverme, kendisiyle bir olmaya çok ihtiyacı var. Evimizin kirlendiğini bilir ve onu temizleriz, arabamızın, iş yerimizin vs vs. Bedenimizin temizliğini her gün yaparız.
Peki düşüncelerimiz?
Yıllardır oradan buradan topladığımız bize ait olmayan düşünce kalıpları, kim ve nasıl olmamız gerektiğine dair dogmatik davranışlar. Her gün adına iletişim dediğimiz içi boş ve anlamsız bir sürü ıvır, zıvır sevgisiz cümleler, resimler, ön yargılar.
Nasıl kaldırabiliyoruz bu kadar kirliliği derken, aslında kaldıramadığımızı akıllı vücudumuz bize sürekli sinyal gönderdiğini ama bizim onu dinlemediğimizin farkına varıyorum.
Hepimiz yorgun hayata dair isteksiziz . Bunun yanında bir çok hastalıkların asıl sebebinin psikolojik olduğunu biliyoruz.
Ne yapmamız gerekli ? Bence nasıl ki evimiz kirlenmesin diye özene bezene davranıyorsak, aman kilo aldık yiyeceklerimize dikkat edelim diyorsak
düşüncelerimizde de bir temizlik yapmak gerekiyor. Hemde her gün. Bunun nasıl olacağını kişi kendisi karar vermeli. Birilerine göre bu meditasyonla olurken, diğeri ibadet esnasında bunu yaşar veya başka biri, deniz kenarında kendi bedeni ve düşüncelerinde bir olmayı yaşar. Şu bir gerçek ki yüklerinizden kurtuldukça rahatlayıp özgür oluyorsunuz. O zaman kim ne demiş, ne yapmış, nasıl olmam lazım, davranmam lazım gibi tüm kalıplarınızdan kurtuluyorsunuz. Geriye bir dinginlik kalıyor.

Kişinin kendi olabilme duygusu özgürlüklerin en güzeli.
Düşünce özgürlüğü ise ruhun yaşamıdır.(Voltaire)

4 Mayıs 2016 / Hamburg

nergilc@hotmail.com

About Serpil Çalışkanoğlu Yalçın

Serpil Çalışkanoğlu Yalçın

2 comments

  1. Selam can arkadasim Serpil,

    yazini cok begendim ve ilkbahara yakisan güzel bir yazi olmus, olumsuz düsüncelerden arinmak ve anda kalarak düsüncelerimizin farkina varmak..
    yazin süper

    sevgilerimle
    Yasemin Güvenc

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir