Home » Haber » Demirtaş, ”Türkiye’de bir kişi varki, HDP deyince şaftı kayıyor”

Demirtaş, ”Türkiye’de bir kişi varki, HDP deyince şaftı kayıyor”

27 Eylül Pazar günü Hamburg Bergedorf’ta düzenlenen HDP toplantısına yaklaşık 5 bin kişi katıldı. Dima sport-center’de düzenlenen toplantıda salonu sığmayan binlerce HDP seçmeni, dışarıda kurulan dev ekranda etkinliği ve Selahattin Demirtaş’ın konuşmasını izledi.
Etkinliğin kültürel Programında Asir Özek, Grup Daglara Ezgi, Grup Cemre müziklerile salonu dolduran HDP’lileri çoşturdular.

demirtas3

Mustafa Akpolat
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, ”Ülkeden size halklarımızın sıcak selamlarını getirdim.” diyerek selamladığı yaklaşık 5000 kişinin yoğun çoşkusunun dinmesini bekledikten sonra konuşmasına devam edebildi.

Demirtaş, ”Bize 7 Haziran zaferini yaşatan siz Almanya’da yaşayan Halklarımıza Teşekkür ediyorum, 7 Haziran seçimlerinden oy kullanan, seçim çalışmalarına katılan, sandık görevisi olarak çalışan herkese teşekkür ediyorum” diye devam ettiği konuşmasında ”Biz sıradan bir parti olmadık olmayacağız, nasıl bir coğrafyada, nasıl bir bölgede siyaset yaptığımızı görüyor izliyorsunuz. Suriye’de olup bitenler, Irakta yaşananlar, Libya’da, Mısır’da, o coğrafya öylesine bir kan gölüne dönmüş ki, oralarda artık halklar bir arada yaşayamıyorlar. Aynı mahallede aynı şehirde nefes alamıyorlar. Aynı ülkede bile yaşayamıyorlar. Ortadoğu’da Alevi, Sunni, Ezidi, Türkmen, Hırıstıyan, Kürt, Arab, halkları maalesef bir birine düşman hale getirilmiş, bir birini boğazlayacak hale getirilmiş, içsavaşın yaşandığı bir duruma getirildi.
İşte biz HDP olarak Türkiye’yi de o hale getirmek isteyenlere, AKP’nin tekci, faşizan zihniyeti başta olmak üzere, İŞID ve onun uzantıları, faşizmden, mezhepcilikten, ırıkçılıktan beslenen ve halkları bir birine düşman etmeye çalışanlara karşı, muazzam bir hamle yapmayı başardık. Bu salona baktığımızda, bu hamleyi başarmak bile ne kadar tarihsel, ne kadar muazzam bir başarı olduğunu anlamak çok kolay. Çünkü bu salondan Aleviler, Alevi kimliğiyle, Süryaniler Süryani kimliğiyle burda, Sunniler, başörtülüler, Kürtler Kürt olarak, Türkler Türk olarak kendi kimlikleriyle buradalar. Herkes kendi inancıyla korkmadan bir arada şu salondan durabiliyorsa, bir ülkede niye duramasınlar. Türkiye’nin her köşesinde neden bu salondaki gibi kardeşçe bir arada yaşayamasınlar. Bizi bu salondan bir araya getiren şey, neden kendi ülkemizde bunu bir araya getirmeye engel olsun ki.

İşte HDP olarak, öncelikle, kimlikleri, mezhepleri, inançları, yaşam tarzlarını bir birine düşman edilmesin karşı koymakdır. İkinci olarak, biz aynı zamanda bir kadın partisiyiz. Üyelerimizin yüzde ellisi kadın, yüzde ellisi erkeklerden oluşuyor. Bu salon gibi meydanlardaki gibi, kadınlar yaşamın yarısıysa partimizinde yarısı kadın olmalı dedik ve kadın partisiyiz. Partimiz her daim genç bir partidir çünkü gençlik ruhuyla, gençliğin dinamikleriyle kurulmuş bir bünye ve büyüyen bir partiyiz.

Bizler ezilenlerin partisiyiz, alın teriyle emeğiyle çalışıp üreten, haram lokma yemeyen, işçilerin, köylülerin, çifçilerin, esnafın, partisiyiz. Bizler kendi emeğine güvenen, başkasının ekmeyine rızkına göz dikmeden, adil paylaşımdan yana olanların partisiyiz.

Türkiye’den bir kişi varki, HDP deyince maalesef  şaftı kayıyor

Böylesine bir inançla kurulduğumuz için, bugün sadece Türkiye değil, Ortadoğu’yu, Avrupa’yı etkileyecek bir siyaseti, bir başarıyı ortaya koyuyoruz. Bundan elbetteki Ülkenin önemli bir kısmı mutluluk duyuyor. Böye bir partinin Türkiye’de büyüyor olmasından, gelişiyor olmasından elbetteki herkes mutlulk duyar. Ama Türkiye’den bir kişi varki, HDP deyince maalesef  şaftı kayıyor, herkes mutluluk duyarken onun yüz ifadesi değişiyor. Türkiye’nin karadenizinden, eğesinden, maramarsından, doğusundan, akdenize, her tarafta bizi desteklemese bile HDP’nin ne kadar faydalı ve önemli olduğunu görürken, Saray ve etrafındaki avaneleri ismimizi duyduğunda maalesef büyük bir korkuya telaşa kapılıyorlar. Bu bile HDP’nin ne kadar doğur bir yolda olduğunu gösteriyor. Allah korusun, kendisi HDP övse ne yapardık. HDP’yi övüyor olsaydı, biz kendimizden şüphelenirdik. Eğer o, HDP’den korkuyorsa, gece gündüz HDP’yi karalamya çalışıyorsa, biz doğru yoldayız arakadaşlar. Sadece onlara bakarak HDP’nin ne kadar doğru bir parti olduğunu görebilirsiniz.
Bizler bütün kimliklerin, inançların partisiyiz ama o tek dilin,tek milletin, tek ırkın, tek inancın partisi. Biz kadınların partisiyiz, o kadınların düşmanıdır, biz fikir özgürlüğünün, emeğin partisiyiz, işçinin partisiniz, o işçi ve emeğin düşmanıdır. Biz hakça ve adil bölüşümden yanayız o hırsızlık, rüşvet, yolsuzluk anlayışının temsilcisidir.
Biz 7 Hazıran’dan böyle tekçi bir zihniyete karşı, Türkiye gibi koşullarda ideoljik bir zafer elde ettik. Türkiye gibi koşullarda 6 milyon oyu almak kolay olmadı. Nasıl bir seçim kampanyası yürüttüğümüzü hep birlikte gördük. Biz sadece bir partiye karşı değil, bir cumhurbaşkanına, Valilerine karşı,  büyük bir havuz medyasına, kendisine bağlı emniyet birimlerine karşı, kendisine bağlı üniveristelere, rektörlere karşı, kendisine biat etmiş diyanete karşı büyük para babalarının seçim kazandırmak için AKP’nin arkasına yığdığı büyük maddi güce karşı, hazineden aldıkları yüzlerce tirilyonluk yardıma karşı ve meydanlarda alanlarda partililerimizin darbelenmesine, mitinglerimizin bombalanmasına, parti binalarımızın havaya uçurulmasına rağmen bu tehdide karşı biz büyük bir zafer kazandık. Kolay değil tabi böyle bir güçe karşı böyle bir zaferi ortaya koymak kolay değil. Bedeli ağır oldu ama sonuçları itibariyle bütün siyasi dengeleri değiştirecek çok etkili bir sonuç ortaya çıktı. Şimdi öyle bir güçe karşı neye dayanark zafer elde ettik. İşte size daynarak sizin tertemiz yüreğinize dayanarak, sizin inaçlı ve karalı iradenize dayanarak, yani elimizdeki yegane güce, öz gücümüze, halkımıza dayanarak bu zaferi kazandık. işte bu salonu dolduran sizler, seçim günü geldiğinden o küçük zarfı elinize aldığınızda, dedim ya küçük zarf, o zarf küçüktür ama tüm dünya siyasetini, alt üst edecek güçe sahiptir.
Buna inanamıyor, Türkiye’de tek adam olabilmek için neredeyse 20 yılını verdi. Yaptırdığı sarayda gönül rahatlığı ile oturacakken sizler o ellerinizdeki küçük zarflarla, onun tüm hayallerini kabusa çevirdiniz. Şimdi seçim sonuçlarını kabul etmiyor. 7 Hazıran’dan bu yanan Seçim sonuçlarını kabul etmiyor. İnanamıyor çünkü, sizin böylesine güçlü bir siyasi hamle yapabileceğinize, halkın yüzde 13’ünün desteğiyle HDP’nin merkez siyasetine müdahale edeceğine inanamıyor. Çünkü halkın iradesi, öz güçü onun nezdinde çok kıymetsizdir. Ona göre halk akılsızdır, koyundur, sürüdür. Halk kendi iradesiyle doğru karar veremez, o yüzden diyor ya, HDP silah zoruyla, kandırarak, korkutarak oy aldı diyor. Çünkü bir insanın kafasının içinde beyin olabileceği,onun aklına gelmiyor, insanların beyniyle düşüneceğini çözememişler. Bu yüzden tekrar seçim istiyor, bu yüzden yeniden 1 Kasım’da seçim olacak ısrarında bulunuyor.

Sizlerden oy istemek için buraya gelmiyorum
Sevgili kardeşlerim bakin sizlerden oy istemek için buraya gelmiyorum, öylesine bunalımda ki sarayda, öylesine panik, korku ve yanlızlık yaşıyor ki, onu kurtarın o saraydan. Bir kere daha HDP’ye güçlü bir destek verin ki, aklı başına gelsin, halkla alay edilemeyeceğini görsün, halka hakaret edemeyeceğini görsün, halkın adaletli olduğunu görsün anlasın. Hiç bir suçun ve günahın cezasız kalmayacağını, kalamyacağını anlasın, görsün. Çaldıklarının, çırptıklarının, yolsuzlukla, hırsızlıkla, Halkın malına emeğine göz koyanların cezasız kalmayacağını görsün. Roboski’nın cezasız kalmyacağını görsün. Katletiği çocukların, Berkin Elvan’ların katillerinin cezasız kalmayacağını görsün, Alevilerin, Ezidilerin inancına hakaret etmenin cezasız kalmayacağını görsün. Kürdün yurduna, vatanına, ölmüş evladına, cenazesine  hakaret etmenin cezasız kalmayacağını görsün. Halkın adaleti olduğunu bir kez daha gösterelim. 1 Kasım birlikte işimiz bitmiş olmayacak. Ama özgürlüğe doğru çok önemli bir kapıyı açmış olacağız. Biz Türkiye’de yaratacağımız barış ortamıyla, silahların susacağı, masada insanların konuşabileceği, gerçekten annelerin ağlamadığı, gerçekten hergün yeni bedenlerin toprağa düşmediği, ülkeyi yaratmak için hep birlikte mücadele etmek zorundayız. Savaştan beslenmek, kandan, göz yaşından, ölümden beslenip, ”bana oy vermezseniz Türkiye’yi yakarım” diyen bir anlayışı cezalandırmamız lazım.
HDP’ye oy vermek demek, sarayın için öldürttüğün evlatlarımızı unutmadık anlamına gelir. Çünkü biz her koşulda barış olsun diye uğraşıyoruz. HDP barajı geçemezse kaos çıkaracaklar diyordu. Oysa tersiymiş, Oyları azalıp hükümetten düşünce, kaos çıkardıkları, savaş çıkardıkları netleşmiş oldu.
Bunu yürekten söylüyorum; bugün Türkiye’de yaşamını yitiren Polis, Asker, Gerilla, sivil hepsi halkın evlatlarıdır. Biz açıların arasına ayrım koymayız, koyamayız. Gözyaşlarının rengi aynı olanların, açısının arasına ayrım koyamayız. Sorunu çözmek veya Türkiye’de demokrasi sorununu çözmek, müzakere masasından çözüme bu kadar yakınken, bu kadar kolayken, bu kadar mümkünken, halen evlatlarımızın ölmesine tahammül gösteremeyiz.

Türkiye’nin tüm renklerinin parlamentoya yansıması gerektiğini belirten Demirtaş, tek bir renk veya gri bir siyaset veya parlamento olmaz. Bu da ancak HDP’ ile olur. Değişme hazırsanız bizde hazırız.

Yaralı olan herkesin yarasına o melhemi sürmeliyiz o melhemin adı HDP’dir.
Ülkede savaş gerçeği, bir yanda ölümler, kan ve gözyaşı, diğer yandan seçim çalışmaları. Hem tüm bu zülme karşı direnmek hemde seçimi zaferle sonuçlandırmak zorundayız. Zor günler, sıkıntılı günler el ele verince daha çabuk ve kolay atlatılır. Bakın bu salondaki sıcaklığa, bu yüreğinizin sıcaklığına, güzelliğine, işte bizi bir birimize bağlayan bu sıcaklık ve bu güzelliktir. Bizi yan yana tutan şey bu duygudur. Bu duyguyu, Türkiye’nin dört bir yanına yaymak zorundayız. Kardeş kavgasına karşı elimizde bir ilaç var, bir melhel var. Yaralı olan herkesin yarasına o melhemi sürmeliyiz o melhemin adı HDP’dir.

Almanya’daki çalışmaları sıkı tutarsak, inanarak, disiplinli ve kararlı bir çalışma yürütürsek, sadece bu salondakiler ve salonun dışındaki herkes, burdan veya ülkeden sadece bir kişiyi bile ikna edebilse, bu oylarla bile biz fazladan 5 milletvekilliğini alabiliriz. Yurtdışında kullanılan oyların Türkiye’de farklı bir matamatiksel işleme tabi tutulduğuna değinen Demirtaş, yurtdışı oylarının önemine vurguda bulundu.

Strasburg’da bazı görüşmelere katılacağını söyleyen Demirtaş ve büyük ihtimalle 1 hafta sonra tekrar Almanya’da değişik bölgelerde olacağını belirtti Demirtaş son olarak ”35 günümüz var,  bu 35 günü iyi değerlendirmeliyiz” dedikten sonra, toplantı ve etkinliklerede emeği geçen herkese teşekkür ettiği çoşkulu konuşması sonunda, alkış zilgıt ve sevgi gösterileri arasından konuşmasını bitirdi.

Etkinliğin fotograflarına Facebook sayfamızdan ulaşabilirsiniz: https://www.facebook.com/media/set/?set=a.10153733646026495.1073741910.363429786494&type=3

About Mustafa Akpolat

Mustafa Akpolat

Check Also

Resmi kayıtlara göre 111 kişinin hayatını kaybettiği Maraş Katliamı üzerinden 41 yıl geçti.

Maraş’ta 19-24 Aralık  1978  tarihlerinde kontrgerilla destekli sağcılar, çevre köy ve ilçelerden çağırdıkları silahlı grupların …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir