Cumartesi , 26 Mayıs 2018
Home » Yorum » Daha fazla geç kalmadan…

Daha fazla geç kalmadan…

 Ayşe Demir

Almanya 50’li yılların ortasından itibaren ekonomisine iş gücü ile katkıda bulunmak amacıyla başka ülkelerden iş gücü talebinde bulundu. Buradaki bakış açışı kısa süreli idi:  Almanya’nın ekonomi mucizesini desteklemek ve sürekliliğini sağlamak. İtalya (1955), İspanya (1960) ve Yunanistan (1960) gibi ülkelerden sonra 30 Ekim 1961 de Türkiye ile Almanya arasında ‘İşgücü Anlaşması’ imzalandı.

O zamanki tabiri ile ‘misafir işçilerin’ gelmesinden birkaç sene sonra, ekonomi değerleri bozulmaya başlayınca, iş gücü alımının durdurulması ile çağrılan işçilerden kurtulmanın yollarına bakıldı. Kasım 1973 yılında işgücü alımı durduruldu. O tarihe kadar Türkiye’den 600 000 kişi getirilmişti.

Birçoğu geldikleri ülkelere dönerken büyük bir bölümü Almanya’da kaldılar, ailelerini getirdiler ya da burada aile kurdular.

“İşgücü çağırdık, ama insanlar geldi.” (Max Frisch)

Getirilen işçilerin, korkuları ve hedefleri olan insanlar oldukları gerçeği göz ardı edildi.

Peki, bu “misafir işçiler” günümüzde hangi şartlarda yaşıyorlar?

‘’Yabancı diyarlarda yaşlandık’’

Bir zamanki misafir işçilerin birçoğuna ait olan bu ifade, aradan 50 yıldan fazla geçmesine rağmen Almanya’nın onlar için hala “vatan” olamamasının göstergesidir bana göre. Türkiye’ye olan bağlılıkları yarım asırdan fazla burada yaşamalarına rağmen devam ediyor. Bir bakışları kökene, anılara, geleneklere ve Türkiye’deki akrabalara yöneltilmiş, diğer bakışları da Almanya’ya yöneltilmiş durumda: Burada çocukları ve torunları yaşıyor, burada doktorlara gidiliyor ve burada dostluklar edinildi.

Türkiye’ye dönme planlarını yaz aylarını Türkiye’de, kış aylarını Almanya’da geçirmekte buldukları çözüm ile ‘’rafa kaldırdılar’’… Yani bir şekilde ara çözüm buldular. Bu ara çözüm, bakıma muhtaç olunduğunda ne yazık ki bakım sigortası sadece Almanya’yı kapsadığından işlevini yitiriyor.

Peki, ne yapmalı? Son yıllarda bakım alanında alınan önlemler ile bazı adımlar atılmışsa da, bunlar hala yetersiz. Özellikle son yıllarda kurulan hasta bakım servisleri iyi hizmet veriyorlar kanımca. Yine de ana dillerinde bakım hizmetleri yaygınlaştırılmalı. Bunlar yapılırken kültürel özellikler de dikkate alınmalı. Ve en önemlisi, insanların kişisel ihtiyaçları temel alınmalı, yani her bireyin bir geçmişinin, bir yaşam biçiminin, bir kişiliğin olduğu unutmamalı bakım hizmeti verirken…

Benim asıl dikkat çekmek istediğim, zor şartlarda çalışarak Almanya ekonomisine katkıda bulunan, bizlere alt yapı sunan bu insanlarımızın yeterince onurlandırılmadan sessiz sedasız aramızdan ayrılıyor olmaları… Yıllarca hasretlik çektiler, Türkiye ile Almanya arasında köprü oluşturdular. Onların sayesinde Almanya çok kültürlü bir toplum olma yolunda. Onların yaşadıklarını dikkate almalı, hayallerinin ve beklentilerinin yerine gelip gelmediğine önemsemeli, her birinin hikâyelerini dinlemeli ve onlara platform sunmalıyız. Almanya’ya, çocuklarına, torunlarına verdikleri değerli katkıların takdir görmesi için her birimiz onların hikayelerine kulak vermeye başlamalıyız…. daha fazla geç kalmadan….

About Ayşe Demir

Ayşe Demir

Check Also

NSU Cinayetlerinin Aydınlatılmaması Utanç Vericidir

Ayşe Demir Almanya‘nın 2016 yılını değerlendirirken ırkçılık ve bu bağlamda ırkçı NSU cinayetlerini ele almak …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir