Cuma , 25 Mayıs 2018
Home » Haber » Avrupa‘nın Mülteci Sınavı

Avrupa‘nın Mülteci Sınavı

filiz8 mart

Filiz Demirel
Yeşiller Hamburg Eyalet  Milletvekili

Her yazıya, aslında yazacak çok şey var demekle başlıyorum son zamanlarda. Çünkü son dönemde her şeye anında reaksiyon göstermek çok zorlaştı. Dünyadaki savaşlar, doğal felaketler ve ekonomik sömürü bir çoğumuz için televizyon kanallarında – ki eger takip edersek – bir kelebek ömrü kadar hafızalarımızda kalan haberlerdi genelde…
Mülteciler gibi örneğin… Yine kaç kişi Akdenizde can vermiş… Alışıyorduk her gün duydukca… Ta ki, bu düzenin sonuçları kapımızı çalıncaya dek…
Suriye‘li, Irak‘li, Somalı‘li, Afganistan‘li, Eritre‘li ve daha bir çok ülkeden, savaşlardan, siyasi düşüncelerinden, insan hakları ihlallerinden, şiddetten kaçan bir çok insanın sığındığı sınır ülkelerinden Avrupa`ya göç etmeye çalışmasından sonra, Avrupa genelinde bir mülteci olgusu ciddi şekilde tartışılmaya başlandı. Önce İtalya ve Yunanistan‘in kendi sorunu gibi ele alınan mültecilerin Avrupa`ya yoğun bir şekilde geçişi engellenmeye çalışılarak, milyonlarca Euro, sınırları korumak için harcandı ve hala Avrupa Birliği düzeyinde bu yönde yeni önlem paketleri hazırlanıyor. Güvenli ülke olarak ilan edilen yeni batı Avrupa ve bazı Afrika ülkeleri, Afganistan`ın bir kısmının güvenli bölge ilan edilme planı ve bunun gibi bazi önlemler ve yeni ortak güvenlik projeleri…
Bütün bunların ise yaramadığını gördük. Ülkesinden kaçmak zorunda kalmış, haftalarca yollarda hatta yürüyerek Avrupa`ya ulaşmış insanların kaybedecek bir şeyleri kalmamıştır. Onları sınırlara telörgü örerek, insanlık dışı uygulamalarla Avrupa`dan uzak tutma çalışmaları iflas etmiştir ve herşeyden önce yanlıştır!
Mültecilere sığınma hakkı Anayasa ile güvence ve koruma altına alınmış bir haktır. Her insanın, savaştan, siyasi düşüncelerinden veya insan haklarına dayalı başka sebeplerden dolayı Almanya ve diğer Avrupa ülkelerine sığınma hakkı vardır ve sığınma hakkı bireysel bir haktır. Özellikle kadınların ve çocukların sadece kaçmak zorunda kaldıkları ülkelerde değil, yollarda yaşadıkları korkunç tecrübeler, bir çoğumuzun idrak bile edemeyeceği düzeyde. Ve bu insanlar Avrupa`ya ulaştıklarında, sınır telleri arkasına itilip, aç ve perişan bir şekilde bekletiliyor. Bu Avrupa insan hakları düzeyinde bir suç unsuru teşkil eder aslında…
Bilinen bir gerçek daha var ki, Avrupa bu göç dalgasına hazır değildi veya gerekli görmedi… Kısa geçmişe kadar, komşu sınır ülkelerine insanı yardımda bulunarak mültecileri uzak tutan Avrupa, bugün kendini birden bire bir ”Mülteci akımını” içinde buldu. Demek ki, sadece maddi yardım yeterli olmuyormuş. Bugün Ortadoğu politikalarının sonuçları olan mülteci dramı ve sömürüye dayanan ekonomi politikaları, dünyadaki tüm dengeleri tekrar karıştırıp, yeni oluşumlara yol açma cabasına girmiştir.
Bu bağlamda kısa da olsa, Avrupa`nin Türkiye ile yaptığı görüşmelere değinmek istiyorum: Hani denize düşen yılana sarılır misali, sırf mültecileri Avrupa`dan uzak tutmak amaclı yapılan bu görüşmeler, Türkiye`deki insan hakları ihlalleri ve AKP hükümetinin adalet sistemini yok etmeye yönelik azgın çalışmalarını görmezden gelmek, Avrupa`nın savunduğu demokratik düzen ve insan hakları sistemiyle hiç bağdaşmıyor! Avrupa`nın yapması gereken, Türkiye`ye bir parmak bal verip, sınır bekçisi yapmak yerine, Türkiye`nin ISİD ile bağlantılarını ve desteğini deşifre ederek, ISİD`in stratejik olarak kullandığı ülkeler ile ilişkilerini tekrar gözden geçirmesi gerekir. Bugün Avrupa`nın bir çok ülkesinden gençlerimizin ISİD`e katılmak üzere Türkiye üzerinden Suriye`ye geçtikleri bir gerçektir. Bu asamada malesef Avrupa Türkiye`deki insan hakları ihlalerine karşı iki gözünü de kapayarak, Erdoğan`ı özellikle seçim sürecinde bilinçli veya bilinçsiz desteklemiştir.
Savaşın çıkıs noktalarına karşı mücadele vermeliyiz!
Bu anlamda, sadece Avrupa´ya ulaşan mültecilere yardım etmek, en kısa zamanda onları toplumun bir parçası haline getirebilmek yeterli değil. Bizler mültecilere Avrupa`da güvenli bir yaşam ve sosyal katılım olanaklarını tartışırken aynı zamanda barış ve ekonomik gelişme politikalarını da gözden geçirmeliyiz. Yani savaş, terör ve açlık sonuçlarıyla uğraşmak yerine, evrensel barış ve dayanışma politikaları izlemeliyiz.
Hiç kimse ülkesini, işini, sosyal çevresini gönüllü olarak terkedip, mülteci tacirlerine yüklü paralar ödeyerek ve hayatını ortaya koyarak Avrupa yollarına düşmüyor. İnsanların hayatları üzerinden para kazanan bu zihniyetlere son vermenin yolu barış ve hümanist mülteci politikalarıdan geçer. Bunun temeli de Avrupa`nın birlik politikası uygulaması ve mültecileri eşit bir şekilde dağılımına karar vermesiyle gerçekleşebilir.
Mültecilerin sadece üç veya beş Avrupa ülkesinde yoğunlaşması sadece stratejik altyapı sorunları oluşturmakta kalmayıp, aynı zamanda ırkcılığın körüklenmesine yol açıyor. Bunu Fransa`daki geçen hafta yapılan seçimlerde gördük. Almanya`da da sağcı partiler büyük bir tırmanışıa geçti. Almanya genelinde 2017 yılı federal parlamento seçimlerinde yüzde yirmi gibi bir sonuç oluşabileceği söylentileri var.
Bunların önüne geçmek, sağcı siyasi formasyonların ortaya çıkış sebeplerini ortadan kaldırmak, sosyal ve demokratik güçlerin desteklenmesi ve dayanışmadan geçer. Bu tip partileri geçici bir oluşum olarak ignore etmek, yapabileceğimiz en büyük hatalardan biridir. Aynı zamanda bu oluşumların çıkış noktaları üzerinde odaklaşmak gerekmektedir. Günümüzde yerel yönetimlerde veya eyalet bazında örgütlenen sağ popülist hareket, özellikle mülteciler konusunda, Hamburg`da da refah şövenisti yaklaşımlarla, halkı mültecilere karşı kışkırtma yolunda adımlar atmakta.
Hamburg Eyalet Parlamentosu SPD-Yeşiller hükümetinin aldığı mülteci konutları ve yeni yaşam alanları politikaları bu şövenist yaklaşımlar tarafından halk inisiyatiflerinde kışkırtıcı çıkışları ile kendini göstermekte. Bu yaklaşımların ve sağcı bağlantılarının halk inisiyatiflerinde teşhir edilmesi gerekir. Çünkü halk inisiyatifleri yapılacak mülteci konutlarına karşı olsalar bile, genelde bu tür sağcı akımları aralarında görmek istemiyorlar. Örneğin, şu an Hamburg Öjendorf`da yapılacak mülteci konut projesine karşı çıkan inisiyatifin içinde aktif olan bazı kişilerin,“Deutsche Konservative“ yani alman konzervatif partisi Hamburg başkanlık kurulunda yeraldıkları saptanmıştır.
Yeni konut politikaları ve projeler
Hamburg bu yıl 30 binin üzerinde mülteci almış ve bu rakamın gelecek yıl sonunda 80 bine ulaşması bekleniyor. Bu yüzden bir an önce mültecilerin öncelikle konut sorunlarına çözüm bulmak ve sosyal yaşama katılımı teşvik etmek gerekiyor.
Bu amaçla Hamburg SPD ve Yeşiller hükümeti Aralık ayında yapılan Parlamento oturumunda büyük çözüm paketleri ve bir dizi projeleri meçlisten geçirdi. Öncelikle konut sorununu çözmek için, konut yasasında yapılan değişiklikle, mülteciler için konut yapımını hızlandırdı. 2016 yılının sonuna kadar mülteciler için 5600 konut bitirilecek. Konutların inşaa edildiği bölgelerde öncelikle var olan alt yapının kullanılması ve güçlendirilmesi amaçlanıyor. Yani mülteci çocukların çevredeki okullara dağıtılarak, isolasyonun engellenmesi, çocuk yuvalarının, hastanelerin, okulların, buluşma merkezlerinin finansal teşvik ve personel katkı ile ihtiyaca cevap verebilecek konuma getirilmesi amacımız. Özellikle site olarak inşaa edilen yeni bölgelerin, çevre düzenlemesi, komşuluk ilişkileri ve kurulan „Stadtteilbeirat“ adı altında semt ve komşuluk ilişkilerinin oluşturulması en büyük temel taşlardan biri. İsolasyonu önlemenin tek yolu, tanışmak ve diyaloğdan geçer. Bu olguların bilincinde bir yeni konut yapılanmasına gidiliyor. Bunları insanlara anlatmak, etraflıca tartışmak zaman alan ve bir o kadar da yorucu bir uğraşı ama politikayı tabanda tartışmadan, mülteciler konusunda halktan anlayış beklemek doğru olmaz diye düşünüyorum…
Başının üzerinde bir çatı sunmak, mültecilerin sadece konut sorununu çözüyor, ki bu küçük bir sorun değil. Ama daha sonraki adımlar, eğitim, dil kursu, diplomaların tanınması, kalifiyeleştirme ve işgücü olarak atılıyor. Bu alanda Eyaletler yalnız bırakılmamalı, federal düzeyde, her alanda entegre amaçlı bir mülteci politikası izlenmelidir. Bugün malesef bir çok konuda eyaletler yalnız bırakılmış durumda. Federal düzeyde dil kurslari için verilen maddi yardım sayısal ve süresel olarak yeterli değil. Mültecilerin mesleki eğitimi ve var olan yeteneklerin saptanması için Hamburg Eyaleti Ekim ayından itibaren „W.I.R“ adı altında bir proje başlattı.
Aralık ayında meclisten geçirdiğimiz diğer bir öneri ise, yalnız veya çocuklarıyla göç etmış veya şiddete maruz kalmış kadınlar için separat konut projeleri. Şu an Hamburg`da 3 ayrı ünitede kadınlar için özel konut uygulanıyor. Bunun dışında, mülteci kamplarında sadece kadınlar için oluşturulmuş salon veya çadır şeklinde üniteler yapılarak, kadınlar için koruyucu bölgeler oluşturuluyor. Önergenin diğer noktalarını ise, kadınlar için mobil danışmanlık üniteleri ve şiddet karşıtı önlemler paketleri oluşturuyor. Bu tür çalışmalar zaman alıyor ve bu zaman süreci içerisinde unutulmaması gereken çok önemli bir etken var: Gönüllü Çalışanlar!!
Gönüllü çalışanlar
Tüm bu olumsuz gelişmeler ve mülteci dramı içerisinde, bana gerçekten umut ve azim veren Gönüllü çalışanlardır. Gönüllü çalışanların gösterdiği kararlı örgütlü yardım ve dayanışma hepimizin beklenti sınırlarını olumlu yönde aştı! Bu beklenmedik duyarlılık tabanda hayal kırıklığına dönmeden politika gerekli adımları atmalıdır! Gönüllü çalışanlar, politikanın görevlerini üstlenemeyeceği gibi, politika da gönüllü çalışanların yerini dolduramaz. Hamburg`da bu kadar gönüllü çalışan olmasaydı, bugün sağ popülist akımlar çok daha güçlü bir şekilde sahnede olurdu. Gönüllü çalışanların faaliyetlerini desteklemek için Eylül ayında finansal kaynaklar ayrıldı ve 18 Aralık`ta büyük bir Gönüllü Çalışanlar Forumu organize edildi. Gönüllü çalışanlar toplumun sosyal yapı direkleridir ve onlara ne kadar çok teşekkür etsek azdır!
Ben de zaman buldukca Hauptbahnhof, yani merkez tren garında transit mültecilere yardım ediyorum. Transit mülteciler, Hamburg tren garı üzerinden İskandinav ülkelerine göç ediyorlar. Ağustos ayında gönüllüler tarafindan kurulan ve büyüyen bu çalışma, binlerce mültecinin Hamburg`da biraz nefes almasını, yardım ve danışma imkanı bulmasını sağlıyor. Bu çalışmalara katılmak benim için çok önemli bir tecrübeydi aynı zamanda. Bire bir mültecilerle görüşmek, onların dramını daha iyi anlayabilmek acısından çok önemli.. Onların hikayeleri yüreğimizin derinliklerinde bir yere kazınırken, çocukların yorgun ama umutlu yüzleri yorğunluğumuzu bir anda siliveriyor… Bu yüzden verilen her maddi veya manevi destek yeni bir umut, yeni bir başlangıç demektir..
Bu bağlamda hepinize barış, sağlık, umut ve dayanışma dolu noeller ve yeni bir yıl diliyorum..
Sevgiler..

About Editör .

Editör .

Check Also

HDP’de isimler belli olmaya başladı: Ahmet Şık da aday

HDP’nin milletvekili adayları arasında dikkat çekici isimler yer alıyor. Seçime sayılı günler kala partilerin milletvekili …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir