Çarşamba , 11 Aralık 2019
Home » Haber » ‘Avrupa Birliği’nin sığınmacı kepazeliği’ ve ‘Vize muafiyet vaadi aldatmacası’

‘Avrupa Birliği’nin sığınmacı kepazeliği’ ve ‘Vize muafiyet vaadi aldatmacası’

AB uzmanı Cengiz Aktar, hafta başında uygulanmaya başlanan Türkiye ile sığınmacı anlaşmasını ‘kepazelik’ diye nitelendirdi ve uygulanmasının hem hukuki hem de insani olarak imkansız olduğunu söyledi. Türkiye’nin AB ile adaylık müzakerelerinin zaten fiiliyatta durduğunu anımsatan Aktar, vize muafiyeti vaadinin de aldatmaca olduğu görüşünde.

mülteciler

AB’nin Avrupa’ya sığınmacı akınını kesmek için Türkiye ile yaptığı tartışmalı anlaşma hafta başından itibaren uygulanmaya başlandı. Pazartesi ve salı günleri Yunanistan’dan Türkiye’ye çoğu Afganistan, Pakistan uyruklu 202 sığınmacı gönderilirken, Almanya, Hollanda ve Finlandiya’ya 78 Suriyeli sığınmacı gönderildi. AB ve Türkiye anlaşmanın yolunda gittiğini, sığınmacı akınının kesildiğini söylüyor. Ancak Yunan adalarına ilk gün kaçak teknelerle 339 sığınmacının ayak basması da soru işaretleri yarattı.

Peki AB ile Türkiye arasındaki anlaşmanın hakikaten uygulanması olasılığı var mı? Sonuçları ne olur?

RS FM’de Ceyda Karan’ın hazırlayıp sunduğu ‘Eksen’ programında konuşan AB uzmanı Cengiz Aktar, Türkiye ve AB’den gelen olumlu açıklamalara tepki göstererek, “İş bitti, her şey yolunda, asayiş berkemal. Türkiye AB’ye girdi. Bundan daha iyisi olamaz, atlatma haberi verelim dinleyicilere” dedi.

‘YÜZKARASI BİR İŞ’

Aktar, “Bu tam bir kepazelik, yüzkarası bir iş. Tabii AB bu tezgaha dahil. Dünyadaki insan hakları savunucuları, sadece sivil toplum kuruluşları aktivistlerle de sınırlı değil. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Avrupa Konseyi’nin İnsan Hakları Komiseri, uluslararası camia yani devletlerarası camia da bundan son derece rahatsız. Memnun olan bir tek Alman hükümeti ve Alman hükümetinin Avrupa Komisyonu’ndaki sözcüsü. Ve tabii Ankara. Ankara’nın bir tek, yegane muradı var o da haziran ayında akılları sıra vize muafiyetini kotarmak. Bunun için yapmayacakları yok. Yalnız işler asla iddia edildiği gibi cereyan etmiyor” diye konuştu.

AB, iki günün ardından sığınma başvuruları incelenmesi gerekirken hatalı biçimde Türkiye’ye yolladığı bir kısım sığınmacı yüzünden operasyonları şimdilik dondurdu.

‘ULUSLARARASI KURUMLAR RAHATSIZ’

Aktar’a göre, başta BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere insani mevzularla ilgilenen uluslararası kurumlarda rahatsızlık derin:

“Yunanistan’ın üzerinde pazartesi günü bu operasyonun yapılması için büyük baskı vardı ve zaten akşama da bitti. 202 kişi yollandı apar topar beyaz brandalarla, black out, kimse görmesin. Önce Dikili’ye sonra Kırıkkale’deki meşhum hapishaneye yollandılar. İçişleri bakanına bakılırsa bir an önce sınırdışı edilecekler. Nasıl ve neden, hiçbirinin cevabı yok. Üç beş kişi için koşuyoruz, bir de 20 binleri, 30 binleri hesap edin.”

‘AKILLARA ZİYAN BİR OPERASYON’

‘Bu iş baştan olmayacak dua’ydı diyen Aktar şöyle devam etti: “Bu işi kotaranlar Avrupa İstikrar Girişimi diye bir düşünce kuruluşu vardır. Bunların aklından çıktı bu saçmasapan proje. Saçmasapan dememin nedeni şu; Yunanistan’ı bir kenara bırakalım. Yunanistan’dan geri yollanacaklara karşı Türkiye’den doğrudan iskan yapılmasının hiçbir mantığı yok. İki operasyonu birbirine bağlıyorsunuz, AB ülkeleri Yunanistan’ın üzerindeki yükü hafifletmemek ve doğrudan iskan yapmamak için her şeyi yapıyor. Hakikaten absürd, akıllara ziyan bir operasyon bu. Avrupa’da Almanya’nın dışında biraz mülteci alalım, bu ülkelerin yükünü hafifletelem, sadece Yunanistan ve Türkiye de değil, Lübnan ve Ürdün de var. En fazla sığınmacı Lübnan’da. Hiçbiri parmağını kıpırdatmıyor. Fransa, İspanya, İtalya ben zaten alamam, bana Libya üzerinden nasılsa geliyor diyor.”

‘TÜRKİYE İÇERİDE YAŞAYANLAR İÇİN BİLE GÜVENLİ ÜLKE DEĞİL’

Peki Türkiye 1951 Cenevre Sözleşmesi ve ek protokolleri imzalamamışken, nasıl ‘güvenli bölge’ ilan ediliyor?

Aktar, “Bir kere Türkiye, Türkiye’de yaşayanlar için bile güvenli bir ülke değildir” dedi ve bunun için bu sözleşme ve 1967 tarihli New York ek protokolünün çekincesiz sınırlamasız uygulanması gerektiğine dikkat çekti.

Aksi açıdan yapılanların hukuk dışı olacağına ve sürdürelebilir olmadığına vurgu yapan Aktar, sığınmacılardan birisi AİHM’ye dava açarsa bunun emsal teşkil edeceğini ve operasyonun durdurulmak zorunda kalacağını belirtti.

‘AB MÜZAKERELERİ ZATEN İLERLEMİYOR’

Peki Türkiye’nin yaptığı anlaşma sonrasında AB üyeliğindeki durumu nedir? Aktar’a göre, AB üyeliği zaten artık geçerli değil:

“AB herhangi bir konuda kendisiyle müzakere eden üye olmak için bir ülkeyle masaya oturduğunda, o ülkedeki insan hakları ihlallerini görmezden gelemez. Böyle bir şey mümkün değil. Eğer görmezden geliyorsa AB için o ülke artık müstakbel bir üye değildir. Ve nitekim görüyoruz. Açık 14 fasıl var ve onlarla ilgili hiçbir ilerleme kaydedilmiyor. Mesela bir tanesi çevre faslı. Çevreci olan herkesi sokağa çıkıp, ‘bu nedir?’ dediğinde dayak yiyor ve Türkiye çevre faslını müzakere ediyor. Düşünebiliyor musunuz?”

Aktar, yine haziranda açılması beklenen iki faslın Türkiye’nin ihtiyacı olanlar olmadığını belirterek şöyle konuştu:

“Bir tanesi Euro, diğeri üye olduğunda AB bütçesine Türkiye’nin yapacağı katkıyla alakalı. Esas fasıllar, Türkiye’nin ihtiyacı olanların açılması söz konusu değil çünkü sayın Merkel’in kendi koalisyon ortağı Alman Hristiyan Birlik Partisi vetosunu koydu. Sadece o değil, Çek Cumhuriyeti, Slovakya daha 6-7 tane ülke var, duymak dahi istemiyorlar. Zaten çok basit, neyin ne olduğunu anlamak istiyorsak 18 aylık eylem planında Hollanda dönem başkanlığında genişleme politikası adı altında Türkiye’nin üyeliğinden bahsedilmiyor. Hükümetin de böyle bir iddiası yok. Sadece benim Avrupa ile ilişkilerim çok iyi demek için meydanlarda yeri geldiğinde laf olsun diye diyor.”

‘VİZE MUAFİYETİ BÜYÜK ALDATMACA’

Türk hükümeti anlaşma sayesinde Türkiye vatandaşlarına vize muafiyite getirileceğini iddia ederken Cengiz Aktar bunun da büyük aldatmaca olduğunu söyledi. Aktar, “72 koşulun yerine getirilmesi son derece zor. Zaten 72 koşul salt teknik değil insan hakları, yolsuzlukla ilgili son derece ciddi koşullar var. Onlar yerine gelse zaten Türkiye adam olur” dedi.

Buna göre Türkiye için ancak bir takım işadamları, öğrenciler ve nüfusun bir kesimine kolaylıklar getirilebilir. Aktar da kendisinin başından beri müzakerelerde buna dikkat edilmesi ve gerçekçi olunması gerektiğini söylediğini ifade ederek şöyle konuştu:

“Ben bunu 2012’den beri söylüyorum. Türkiye’nin 72 milyon insanına vize kalkmaz, bu mümkün değil. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde ceza alırlar, cezasını öderler ama o vizeyi kaldırmazlar diyorum. Belli gruplara, özellikle iş dünyası başta olmak üzere —çünkü haksız rekabet, gümrük birliği var- hocalara, Erasmus talebelerine, akrabalara orada kolaylık sağlanır. Çünkü 78 milyon korkunç bir sayı. Avrupa’da bunun İslamofobisini hatırlayacak olursak, mümkün değil böyle bir şey yapılması. Ertesi yıl Fransa’da Cumhurbaşkanlığı, Almanya’da Bundestag seçimi var. Türkiye’de ciddi bir işsizlik ordusu var, Türkiyeli mülteciler var, Türkiyeli IŞİD’ciler var. Böyle bir ülkeye vize kalkar mı? Böyle bir şey söylemek için kendi inandığı yalanı söylemek lazım.” (sputniknews.com)

About Editör .

Editör .

Check Also

Kassel Bölge Valisi Walter Lübcke’nin katili ırkçı terörist yakalandı

Almanya’da Federal Başsavcılık, Kassel Bölge Valisi Walter Lübcke’nin, aşırı sağcı Stephen E. tarafından öldürüldüğünü açıkladı. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir