Pazartesi , 19 Kasım 2018
Home » Haber » Angela Merkel ve Martin Schulz düellosunda konuşulan konular

Angela Merkel ve Martin Schulz düellosunda konuşulan konular

Merkel-Schulz düellosunda Türkiye de gündeme geldi. Schulz, “Başbakan olursam Türkiye ile müzakereleri keserim” dedi. Merkel de Türkiye üzerinde ekonomik baskıyı artırmak istediklerini ifade etti.

Almanya’da genel seçimler yaklaşırken başbakanlık için yarışan iki koalisyon ortağının lideri kozlarını canlı yayında paylaştı. Alman televizyon kanalları ARD, ZDF, RTL ve SAT1’dan eş zamanlı olarak canlı yayınlanan programda Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Genel Başkanı ve Başbakan Angela Merkel ile Sosyal Demokrat Parti (SPD) Genel Başkanı Martin Schulz, 24 Eylül’deki genel seçim öncesi karşı karşıya geldi.

Televizyon düellosunda Merkel ve Schulz, göç politikasından dış politikaya, sosyal adaletten güvenliğe dek farklı başlıklarla partilerinin pozisyonunu anlattı. İki lidere de eşit sürede söz hakkının verildiği düellonun galibi yapılan kamuoyu araştırmalarına göre Başbakan Angela Merkel oldu.

 

“Türkiye’ye ekonomik baskıyı artırmak istiyoruz”

Merkel’e “Türkiye’de 12 Alman vatandaşı siyasi nedenlerle tutuklanması karşısında Ankara’nın tavrı ‘buna karışamazsınız’ oluyor. Başbakan olarak çaresiz misiniz?” şeklinde bir soru yöneltildi. “Tabii ki çaresiz değilim” diyen Başbakan Merkel, Türkiye’de cezaevindeki Alman vatandaşlarının özgürlüklerine kavuşabilmeleri için çaba gösterdiklerini vurguladı.

“Türkiye nefes kesen bir hızla tüm demokratik alışkanlıklardan uzaklaşıyor” diyen Merkel, Türkiye’ye yönelik ekonomik baskının artırılabileceğini belirtti. Merkel bu çerçevede, Türkiye’ye “seyahat edeceklere yönelik daha sert bir uyarının” düşünüldüğünü kaydetti. Hermes kredi garantilerinin yanı sıra Dünya Bankası ve Avrupa Yatırım Bankası’nın kredilerinin de incelendiğini hatırlatan Merkel, “böylelikle kesin bir tepki verildiğinin gösterileceğini” ifade etti.

“Başbakan olursam müzakereleri keserim”

Sosyal Demokrat Parti Genel Başkanı ve başbakan adayı Martin Schulz da başbakan seçilirse AB’ye Türkiye ile üyelik müzakerelerinin kesilmesi tavsiyesinde bulunacağını vurguladı. “Ben başbakan olursam Türkiye ile AB üyelik müzakerelerini sona erdiririm” diyen Schulz, uzun süre Türkiye’nin üyeliğini savunmasına rağmen Türkiye’nin davranışları karşısında başka bir seçeneğin kalmadığını ifade etti. Schulz, “Ancak artık kırmızı çizginin aşıldığı noktaya gelindi” dedi. Schulz, Türkiye’ye üyelik müzakareleri çerçevesinde ödenen mali yardımların da dondurulması gerektiğinin altını çizdi.

Türkiye’ye yönelik yaptırımlara atfen Gümrük Birliği’nin genişletilmesini kesinlikle onaylamadığını hatırlatan Merkel, AB üyelik görüşmelerinin şu anda zaten devam etmediğine ve Türkiye ile müzakerelerin ancak AB üyelerinin onayıyla sona erdirilebileceğine işaret etti.

Türkiye’ye yapılan mali yardımların dondurulmasından yana olduğunu, ancak bunun “çok iyi düşünülmesi gereken bir adım” olması gerektiğini ifade eden Merkel, Türkiye ile diyaloğu sürdürmekten yana olduğunu kaydetti. Merkel, “Kapıyı kapatan biz mi olacağız, yoksa Türkiye mi olacak, bunu göreceğiz” şeklinde konuştu. Türkiye’de AB’yi umut olarak gören yüzde 50’lik bir kesim olduğunu da ifade eden Merkel “Bu yüzden ben yalnızca seçim kampanyasında kimin daha sert olduğunu göstermek için Türkiye’yle diplomatik ilişkilerin kesilmemesi gerektiği görüşündeyim” şeklinde sözlerini sürdürdü.

Merkel, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin sona erdirilmesini Avrupa Birliği’nin gündemine getirmek istediğini de ifade etti. Merkel, Avrupalı yetkililerle ortak bir pozisyon bulup bulamayacakları ve Türkiye ile üyelik müzakerelerinin sona erdirilip erdirilemeyeceğini görüşeceğini ifade etti.

Sosyal Demokratların lideri Martin Schulz, ayrıca Erdoğan’ın anlayacağı dilden konuşmak gerektiğine işaret etti. Erdoğan’ın “tutarlı bir tutumdan” anlayacağını belirten Schulz, Ankara’ya “artık bitti” demenin etkili olacağına inandığını söyledi.

“Türkiye ile yapılan mülteci anlaşması doğruydu”

Merkel ile Schulz arasındaki televizyon düelllosunda mülteci krizine çözüm bulmak için Türkiye ile AB arasında imzalanan mülteci mutakabatı da gündeme geldi. Merkel, 2015 yılında Avrupa’da yaşanan mülteci krizi ile ilgili olarak Martin Schulz’un “bazı konularda hatalar yapıldı” şeklindeki suçlamalarına yanıt verdi.

Bu çerçevede Merkel, Türkiye’deki mültecilerle daha önce ilgilenilmemesini bir hata olarak gördüğüne işaret etti. Merkel, Türkiye’de üç milyon mülteci olduğunu ve onlara destek verilmesi gerektiğini ifade ederek Türkiye ile yapılan mülteci anlaşmasının da krize doğru bir yanıt olduğunu savundu.

Merkel, “Daha önce olduğu gibi bunun hala doğru olduğunu düşünüyorum” dedi. Kaçak göçe izin verilmeyeceğini işaret eden Merkel, Balkan ülkelerini güvenli kaynak ülke olarak kabul etmenin de zaman aldığını ifade etti.

Kararsız seçmen var

Sosyal Demokratların adayı Martin Schulz’a. “Anketlerde neden iyi durumda olmadığı“ sorusuna Schulz, “Henüz karar verilmedi. Bu akşamki düellomuz, vatandaşlarımızın sorularına yanıt bulmasına yardımcı olacak.“ Merkel’e de “Siz her şey dahil başbakan mısınız?“ soru soruldu. Merkel de “hala birçok seçenek olduğunu, seçim sonuçlarının henüz açık göründüğünü ve seçim sonuçlarına ilişkin tahminde bulunmak istemediğini” söyledi. Merkel, “Birçok seçmen henüz kararını vermedi“ dedi.

İslam Almanya’ya ait mi? 

“İslam Almanya’ya ait mi?” sorusuna Merkel, İslam’ın anayasal çerçevede Almanya’ya ait olduğu yanıtını verdi. Merkel, “İslam’ın Almanya’ya ait olduğu” cümlesine karşı çıkan insanların kuşkularını da anlayışla karşıladığını ifade etti. Schulz da aynı soruya “İslam, diğer dinler gibi ülkemize entegre olmuş bir dini toplumdur“ dedi. Schulz, ancak Alman camilerindeki radikal vaazların ise kabul edilemez olduğunu sözlerine ekledi. Merkel, Almanya’da Türkiye’nin yanı sıra Suudi Arabistan’dan gelen imamların da sayısının arttığına işaret ederek camilerde ne yapıldığını daha iyi denetlenmesi gerektiğini ifade etti. Merkel, “Eğer bizim kabul edemeyeceğimiz şeyler olursa camileri kapatabilmeliyiz” dedi. Martin Schulz, “Türkiye’nin radikalleşmesi” ile imamların durumunun da değiştiğini savundu. Peki “Almanya ne yapmalı?” sorusuna da “Türkiye ile çok açık bir şekilde konuşmak ve imamların daha önce geçerli olan kurallara uymadığını anlatmak gerekiyor” dedi.

Trump Kuzey Kore sorunun çözecek doğru kişi değil 

Merkel-Schulz düellosunda dış politika ile ilgili tartışmada Kuzey Kore ve ABD Başkanı Donald Trump da gündeme geldi. Schulz, Trump’ın Kuzey Kore sorununu çözebilecek doğru politikacı olmadığını ifade etti. Schulz, ABD Kongresi’ndeki rakipleri ile işbirliği yapmak gerektiğini savundu. Merkel de Kuzey Kore sorununun kaygı yarattığını ifade ederek ancak sorunun Trump olmadan çözülemeyeceğini söyledi. Merkel, soruna barışçıl bir çözüm bulunmasının zorunlu olduğunu Trump’a açıkça söylemek gerektiğini de sözlerine ekledi.

Emeklilik yaşı 70’e yükselecek mi? 

Merkel, Almanya’da emeklilik yaşı tartışmaları ile ilgili olarak emeklilik yaşının 70’e yükseltilmesini ihtimal dışı olarak gördüğünü ifade etti. Daha ö nce Merkel’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik’i emeklilik yaşını 70’e çıkarmakla suçlayan Schulz da Merkel’in bu açıklamasını memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

Büyük koalisyon ihtimal dışı değil 

Schulz, Hristiyan Birlik partileri ile seçim sonrası büyük koalisyonu ihtimal dışı bırakmadığını, ancak başbakanlık için çabalamaya devam edeceğini ifade etti.

Her iki lideri düello sonunda birer dakikalık son söz hakkı verildi. Schulz, Almanya’da çöküşün durdurulması gerektiğini savunarak “Avrupalı bir Almanya’nın güçlü bir Avrupa’da olacağını” savundu. Merkel de Almanya’nın geleceğinin sağlamlaştırılması gerektiğini ve istihdamın güvence altına alınması gerektiğini söyledi. Merkel bunun için çalışacaklarını kaydetti.

SAT1’dan Claus Strunz, ARD’den Sandra Maischberger, ZDF’ten Maybrit Illner ve RTL’den Peter Kloeppel, Merkel ve Schulz’a sorularını yöneltiyor

İki lider arasındaki televizyon düellosunun kararsız seçmenin oyları üzerinde etkili olacağı tahmin ediliyor. Bild am Sonntag gazetesi tarafından Emnid kamuoyu araştırma şirketine yaptırılan bir ankete katılanların yüzde 30’u televizyon düellosunun seçmenlerin oylarını güçlü bir şekilde etkileyeceğine inanıyor. Ankete katılanların yüzde 14’ü ise bu düellonun hiç bir etkisi olmayacağı görüşünü savundu.

Seçmen Merkel’i daha inandırıcı buldu

ARD televizyon kanalı tarafından yaptırılan kamuoyu araştırmasına göre, ankete katılanların yüzde 55’i Merkel’i daha inandırıcı bulduğunu dile getirdi. Infratest dimap kamuoyu araştırma şirketi tarafından yapılan ankete göre, Schulz’un daha inandırıcı olduğunu belirtenlerin oranı ise yüzde 35 olarak belirlendi. ARD’den verilen bilgilere göre, Merkel’in daha önceki seçimlerde katıldığı televizyon düellolarına kıyasla bu aldığı en iyi sonuç oldu.

Merkel’in özellikle kararsız seçmeni etkilediğine dikkat çekildi. Buna göre, kararsız seçmenin yüzde 48’i Merkel’i daha inandırıcı bulduğunu belirtti. Schulz’u tercih edenlerin oranı ise yüzde 36 düzeyinde kaldı.

ZDF kanalının televizyon düellosunun ilk yarısında yaptığı ankete göre izleyicilerin yüzde 33’ü Merkel’i daha iyi buldu. Schulz’u daha iyi bulan izleyicilerin oranı yüzde 24 düzeyinde kaldı.

Schulz: İkinci bir düelloya hazırım

Öte yandan Sosyal Demokratların başbakan adayı Martin Schulz, rakibi Merkel ile canlı yayında yine karşı karşıya gelmek istediğini söyledi. Schulz, yayın sonrasında yaptığı açıklamada “İkinci bir düello kesinlikle anlamlı olurdu” dedi. İkinci bir televizyon düellosu için hazır olduğunu belirten Schulz, dijitalleşme veya geleceğe ilişkin meselelerin bu yayında dile getirilemediğini ifade etti.

Kaynak: Deutsche Welle Türkçe

About Editör .

Editör .

Check Also

Ali İsmail Korkmaz’ın düşleri için koştular

Birgün /  ZEYNEP KURAY Bu yıl, “Sağlıklı Yarınlara Koş İstanbul” temasıyla gerçekleştirilen Vodafone 40. İstanbul …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir