Cumartesi , 21 Ekim 2017
Home » Yorum » Almanya seçimeri ve ‘hortlayan‘ ırkçılık

Almanya seçimeri ve ‘hortlayan‘ ırkçılık

Ayşe DEMİRAyşe DEMİR

24 Eylül de yani önümüzdeki Pazar günü Almanya seçimleri gerçekleşecek. Ve bu seçimler, yeni oluşacak Almanya Federal Parlamento ile tarihe geçecek gibi görünüyor.

Niye mi?

Açıklayım izninizle:

Son kamuoyu yoklamalarına göre müslüman, göçmen ve mülteci düşmanı sağcı parti Almanya için Alternatif (AfD) parlamentoya girecek. Hatta % 8 ile % 10 arasında oy almasıyla 70 – 80 milletvekili ile parlamentoda güçlü bir şekilde temsil edilecekler.

Peki bu duruma nasıl gelindi?

Bunu anlayabilmek için biraz gerilere gitmekte fayda var. 1990 yılında iki Almanya’nın birleşmesinden sonraki yıllarda medya ve politikanın körüklemesiyle Almanya’nın gündemini oluşturan ‘mülteci dalgası’ile birlikte ırkçılık ortaya çıktı. Mülteci yurtlar ve göçmenlerin oturdukları evler kundaklandı, onlarca insan öldürüldü. Irkçılığa neden olarak iki Almanya’nın birleşmesiyle artan işsizlik gibi durumlar gösterilmeye çalışıldı. Halbuki bu durumlar sadece ırkçılığın ‘hortlamasına’ neden oldu. Bana göre bu durum Nazi-Almanya’sı ile hesaplaşma ve yüzleşme çalışmalarının yetersiz olduğunun göstergesidir.

Sonraki yıllarda Sarrazin adlı şahıs ile birlikte Almanya’daki ırkçılık sorunun toplumun ortasına kadar geldiğini hep birlikte yaşadık. Yıllarca sağ popülist hatta zaman zaman ırkçı boyuta varan söylemlere izin verildi veya ciddi bir sorun değilmiş gibi lanse edilmeye çalışıldı. Irkçı NSU cinayetlerinin rastlantı sonucu ortaya çıkmasından sonra bile Almanya ırkçılık sorununu kabul etmedi. Daha yeni yeni medya ve siyasetçiler bu sorunu konu etmeye başladılar. Ve günümüzde Avrupa’ da esen sağ rüzgarlardan da nasibini Almanya yeni ‘mülteci dalgasıyla’ almış oldu.

AfD partisi Almanya seçimlerinin gündemini belirlemeye başladı.

Diğer partilerin birçok temsilcileri de mülteci politikası üzerinden seçim kampanyaları yürütüyorlar. İlk defa bir seçimde işsizlik, emeklilik, eğitim, vs. gibi sorunlar çok az konu ediliyor. Demokrat partilerin bazı temsilcileri de AfD benzeri söylemlerle onların seçmenlerini kazanabileceklerini zannediyorlar. Halbuki bu söylemleri ile AfD taraftarlarına düşüncelerinde ‘ispat’ sunmuş olduklarından, AfD sempatizanları ‘orijinali’ seçmeyi tercih ediyorlar.

Seçim kampanyasının son günlerinde dikkat çeken korkutucu bir gelişme de var.

AfD gittikçe keskinleşen söylemlerle niyetini açıkça ortaya koydukça, beklenenin tersine kamuoyu yoklamalarında oy oranı sürekli artıyor. Adeta toplumun bir bölümün içinde sakladığı ırkçılık giderek ‘hortluyor’ gibi.

Evet, Nazi-Almanya’sından 72 yıl sonra ırkçılar Almanya Parlamentosu’na girmeyi başaracaklar.

Peki ne yapmalı?

Son güne kadar çevremizde seçme hakkı olan herkesi seçimlere katılması konusunda ikna etmeliyiz. Son eyalet seçimleri gösterdi ki, AfD kendi sempatizanlarını seçime katılmaları konusunda ikna etmesi gerekmiyor. O halde seçime katılarak onların parlamentoda az milletvekili ile temsil edilmelerini sağlayalım. Bu seçimlere katılmamak tarafsızlık anlamına gelmeyecektir. Seçime katılma oranını yükselterek onların gücünü azaltalım.

Demokratik partilerin temsilcileri de artık akıllarını başlarına alsınlar bir zahmet!

Bundan sonraki süreçte AfD’nin maskesini düşürmeleri gerekiyor, bunu hem mülteci ve göçmen politikalarında hem de emeklilik, işçi, kadın politikalarında yapmaları gerekiyor.

20 Eylül 2017 / Berlin

About Ayşe Demir

Ayşe Demir

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir