Perşembe , 14 Aralık 2017
Home » Yorum » AÇLIKLA ÖĞRETMEK

AÇLIKLA ÖĞRETMEK

Canan Özel

Yine Ankara, yine memurlar, yine bir direniş… Ama bu direniş yalnız değil bu sefer… Malatya, İstanbul, Bursa, İzmir… KHK yla isten çıkarılan 90 bin memurlardan sadece küçük bir avuç kadarı da olsa ´´İsimiz, Ekmeğimiz, Onurumuz´´ diyerek direniyor.

Yerlerde sürüklenerek dayak yediler, defalarca gözaltına alındılar ama tekrar orada o meydan da o bankın üzerinde o ağacın altında haykırmaya devam ettiler yüz küsur gündür. Ve şimdi bedenlerini açlığa yatırmalarının 33 günündeler Semih Özakça ve Nuriye Gülmen.

Açlık Grevi ve Ölüm Orucu çoğunlukla hapishanelerde artık hak arama yöntemleri sonuç vermediğinde en son gidilen bir direniştir. Son noktada direnecek bir yol kalmayınca, elimde bir canım var ve bende onunla direnirim demektir.  Bugün dışarıda sokakta her çeşit eylem protesto yapılabilecek iken neden açlık Grevi yapılıyor, ayrıca da düşünülmeli. Evet, belki İronik, belki tezat gelebilir ama onlar işlerini geri isterken daha güzel yemekler yiyelim, daha güzel yaşayalım, karnımız doysun diye bencil düşünceyle direnmiyorlar. Onlar aç kalarak onurlarını, haklılıklarını, mesleklerini geri istiyorlar. Siz bizi açlıkla terbiye edemezsiniz, ama biz açlığımızla adaletsizliğinize göz yummayacağımızı göstereceğiz, gerekirse ben aç da kalırım, günlerce lokma girmez ağzımdan, ama sen elindeki güçle benim onurumu benden alamazsın demek için.

Bu direnişin, bunu yaratanlar gibi mal mülk statü para için olmadığını, emekle kazanılmış ve gönül verilerek yaşanılan bir hayat olduğunu göstermek içindir. Onlar senelerce emek vererek edindikleri mesleklerini, hiç bir gerekçe yokken ellerinden alınan mesleklerine, öğrencilerine sahip çıkabilmek için direniyorlar. Sadece kendilerinin de değil, onlar gibi olan binlerce emekçi için yapıyorlar bunu. Yoksa bir insan açlıkla neden iş iş iş diye diretsin. Tek derdi her ay düzenle yatan maaş, para olan açgözlü bir insan neden elinden alınan haklarını geri almak için 33 gün aç kalsın. O soğukta Ankara ayazında gece gündüz sokakta, zaten incecik olan bedenlerini neden ser sefil etsinler. Bir akademisyen bir eğitimci olmak işte biraz da bunu gerektiriyormuş demek ki. Her yer eğitim alanıdır, her yer de öğrenmeli öğretmeli, hem de yaşayarak göstererek.

Ama maalesef ki, bizim memleketimiz de eğitimci olmak, kürsülerde amfilerde ve yahut küçük okul sınıflarında derslerde olmuyor sadece, böyle sokaklarda meydanlar da parklarda ve hatta polis arabasında tekme yerken, yerde sürüklenirken de, hem öğrencilerini hem tüm insanları eğitmek durumunda kalıyorsun. Sen senelerce emek verirsin kafa çatlatırsın, eğitimini tamamlamak için ailenin elektrik su faturalarından kırpılır, yurt paran kılı kılına ödenir, annenin konserveleri, köyden yolladıklarıyla, gizli sakil biriktirip avucuna sıkıştırdığı ekstra 3 kuruşla en ekonomik ve ailecek birçok şeyden mahrum okulu bitirmek için didinirsin, sonra her şeye düşman birileri gelir hep birlikte dişle tırnakla kazandığın hakkini elinden alır, nereden nasıl geldiği bilinmeyen, insanlıktan nasipsiz ´´memur´´ gelip sana zalimce saldırır, döver, hakaret eder, gözaltına alır. Öğretmenliğin kutsal bir meslek olmasını bırakın, herhangi bir insanın sokakta Ankara’ nın ortasında açlığıyla direnmesine yine bir Türkiye klasiği olarak gözler kör, kulaklar sağır, vicdanlar taş. Ve o insanlar birer öğretmen, onların öğrencileri var, onların güzel bir nesil yetiştirmek için umutları var hayalleri var. Onlar okula yırtık ayakkabıyla gelecek öğrencisine plastik çizme, beslenme çantasında bir parça ekmek getirene poğaça, okul gezisine para verip gidemeyene arka çıkacak kadar güzel yürekli öğretmenler. Nasıl ki, onlar hepimiz için geleceğimiz güzelleşsin diye işlerine sahip çıkmak için direniyorlarsa, bizlerde onların direnişine ses verip yanlarında olarak sahip çıkmalıyız, geleceğimiz ellerimizden daha fazla alınmadan, zulme zorbalığa alışmadığımızı göstermek için…

About Canan Özel

Canan Özel

Check Also

Tarihin Tortusu – Prag

    Canan Özel Eğer bir şehre girdiğinizde sizi bir nehir karşılıyorsa, orada güzel şeyler …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir