Cuma , 15 Aralık 2017
Home » Yorum » 3 Mayıs tarihinde kutlanan Dünya Basın Özgürlüğü Günü ve Basın etiği

3 Mayıs tarihinde kutlanan Dünya Basın Özgürlüğü Günü ve Basın etiği

dünya-basın-özgürlüğü-günü-nedir-2015

Mustafa Akpolat

2 Mayıs günü Hamburg Türk Basın Birliği’nin gelenekselleşen kahvaltılı toplantılarından biri daha gerçekleşti.
Ben kahvaltılı toplantıya, toplantı bölümünde dahil oldum.
Aslında kendimi yormama değmeyecek bir konu ile sizleride yoracağım için kusura bakmayın. Ama özelliklede ”3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü”nün arifesinde gündemimize gelmesi bana bu bir kaç satırı yazdırdı.  Toplantıda bir çok arkadaş, yazacağım konuyla ilgili  görüş belirtti ve konuştu ancak hepsini  buraya aktarmadan kendi  görüşümü belirtmek istiyorum.
Dünya’da Basın özgürlüğü ve basın alanında yaşanan sorunları kendi aramızda konuşmamız ve gündeme taşımamız gerekirken, lüzümsüzlüklerin bizi meşkul etmesi elbetteki hoş değil.
Toplantının gündem Maddeleri arasında yine Nebahat Güçlü’ vardı. Bu kişi uzun süredir basına yönelik tehdit, yalan, iftira ve daha da ileri giderek işi, gazeteci arkadaşları hedef göstermeye kadar vardırdı.
Bu kişinin kendi icraatları nedeniyle basına yansıyan haberler ile ilgili takındığı tavrın tarifini ben bulamadım. Yaklaşık 3 yıldır bizleri kendisiyle meşkul etmeyi beceren bu kişi, en son basın birliğine gönderdiği e-mail ile gazetecilere yönelik saldırlarını devam ettirdi. Bundan 2 yıl  önceki TGH genel kurulu sonrası yaptığı açıklamaların değişik medya organlarında yayınlanmasından sonra, söylediklerini inkar ederek (Basına açık toplantılarda alınan ses kayıtları halen duruyor) yapılan haberleri yanlı ve yanlış yapıldığını iddia ederek, ben dahil bir çok gazeteci arkadaşı yayın yaptıkları kurumlara ve yayın organlarına bazen kendisi bazende çevresindeki kişiler aracılığıyla şikayet ederek gereğin yapılmasını isteyen mektuplar yazdı veya telefon etti. Her defasında, bir gün sonra konuştuklarını inkar eden veya toplantılarda ne konuştuğunu unutan bu kişinin kendisi ile ciddi bir sorunu var. Benim önerim bundan sonra toplantılarda yaptığı konuşmaları kendisi bizzat kayıt altına alarak dinlesin. Basın Birliğine en son gönderdiği mektubunda, gecen ay yapılan TGH genel kurulda yaptığı konuşmasından alıntı yapılarak yapılan ” Evet ben milliyetciğim” haber başlığını beğenmeyen bu vatandaş, gazetecilerin hangi haberi nasıl yazacağınıda kendisi belirlemek istiyor. Yine en son, bir internet sitesinden çıkan bir haberin çıkarılmasını istemek, bir günlük gazetede kendi söylemlerine yer verildiğ için gazeteci arkadaşı çalıştığı kuruma şikayet etmek, başka bir arkadaşın adını vererek hedef göstermek ve işi daha da ileri götürerek kendisine yönelik bir fiili saldırı yaşanması halinde gazeteci arkadaşı sorumlu tutma ya kadar vardırdı. Sürekli magdur edebiyatı yaparak geldiğin durum sana göre bir başarı gibi görünsede, bence kötü bir durumdasın. Nebahat Güçlü biz işimizi yapıyoruz, sende üstlendiğin görevlerde, kendi işine yönelerek bu çirkinliklerden vazgeç.
Varsa bir yalan ve yanlış haber, bunları hukuksal olarak düzeltirmen mümkün veya hakkını araman mümkünken, diğer yol ve yöntemler çirkindir…!

Diğer yandan bazı gazeteci arkadaşlarda sürekli bu kişiyi savunma refleksi ile etik olmayan tutumlarını tekrar gözden geçirmelerini öneririm. Üstelik 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü gibi bir günde, Vekil danışmanlığı, vekil avukatlığı anlamına gelmediği gibi, basın etiğinden söz ederek, milletvekili basın danışmanı olarak yaptığınız haberlerin ne kadar objektif olacağını söylememe gerek yok sanırım. Ondan dolayı patronlarınıza hizmette kusur etmeyin ama gazetecilik kimliği ile bu durumun ne  kadar bağdaştığını, ne kadar etik olduğunu da  size bırakıyorum!

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü vesilesiyle basında çalışan arkadaşlara başarılar diler ve çokca söylenen ”Gerekirse kalemini kır ama sakın satma!” sözü ile bitireyim.
Sevgiler

 

”Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü 2015 yılı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi: Türkiye 180 ülke arasında 149. sırada

2015 yılı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ni yayınlayan Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü, 180 ülkelik basın özgürlüğü listesinde Türkiye’yi 149’uncu sıraya yerleştirdi. Türkiye listede önceki yıla göre beş basamak yukarı tırmanmış olsa da, basın özgürlüğü açısından listenin hala alt sıralarında bulunuyor.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) yetkililerine göre Türkiye, bu “sözde” başarısını yetkililerin 2014 yılında cezaevindeki 40 kadar gazeteciyi koşullu olarak serbest bırakmasına borçlu. Bununla birlikte RSF bu gazetecilerin cezalarının “askıda olduğuna” ve her an yeniden yargılanıp hapsedilebileceklerine dikkati çekiyor.

2015 yılı RFS Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Türkiye’de bilgi alma özgürlüğü güç kaybetmeye devam ediyor. Buna gerekçe olarak da internet sansürü, davalar, muhalif gazetecilerin kovulması, mahkeme kararıyla alınan medya yasakları gibi olaylardaki artışlar gösteriliyor. Ayrıca örgüte göre, büyük yolsuzluk skandallarıyla sarsılan hükümetin, “yeni baş düşmanı Gülen Hareketi’nin nüfuzunu ne pahasına olursa olsun kontrol etme çabası” Türkiye’de hukuk devleti ilkelerini tehlikeye atıyor.

Yeni raporu Amerika’nın Sesi’ne değerlendiren Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü ABD Temsilcisi Delphine Halgand, Türk yetkililerin “dünyanın en çok gazeteci hapseden ülkesi” olarak anılmak istemedikleri için uluslararası baskılara boyun eğdiğini savundu. Bununla birlikte, “[Türkiye’de] Gazetecilere yönelik kısıtlamalar gittikçe sertleşiyor. Gazetecilerin birçok şekilde tutuklandığının farkındayız. İşten kovuluyorlar. İnternet siteleri kapatılıyor” diye konuşan Halgand, geçen yıl yaklaşık 40 gazetecinin cezaevinden koşullu olarak çıkarılmasını “tatmin edici bulmadıklarını” söyledi.

Yeni endeksi dün bir basın toplantısında tanıtan Halgand, gazetecilerin gösterileri izlemesinin güçleştiğine dikkati çekerek, basın mensuplarının zaman zaman kolluk kuvvetleri, zaman zaman da göstericilerin saldırılarına maruz kaldığına dikkati çekti. Halgand Türkiye’yle ilgili olarak da, “Gezi eylemlerinden bir yıl sonra cezadan muaf tutulmaları, polisi daha çok şiddete başvurmaya özendirdi” diye konuştu. Halgand ayrıca, 40’ın üzerinde gazetecinin terörle mücadele yasaları çerçevesinde Türkiye’de rastgele davalara maruz kaldığını kaydetti.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü yıllık Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ni, ülkelerdeki medya çoksesliliği ve bağımsızlığı, gazeteci güvenliği ve özgürlüğü, ayrıca medyanın çalıştığı yasama, kurumsal ve altyapısal ortamlar gibi kriterler bazında değerlendiriyor.

Tüm dünyada bilgi alma özgürlüğünde kayıplar yaşandığının altını çizen Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün analizlerine göre birçok devlet ve devlet dışı unsur, kontrol ve manipüle ettikleri medyayı 2014 yılında “savaş silahı” olarak kullandı. Gazetecilerin çalışmasını zorlaştıran diğer unsurlarsa, yalnızca hükümetlerin değil, aynı zamanda mali ve siyasi anlamda güçlenen, devlet-dışı unsurların da medyayı manipülasyon aracı olarak kullanması oldu. Özellikle IŞİD’in örgüt propagandası yapmak için kullandığı videolar buna örnek gösterildi. Ayrıca özellikle Müslüman ülkelerde “dine hakaret” yasalarının yaygınlaşması ve dini sansür, ifade özgürlüğünü etkileyen en ciddi tehlikelerden biri oldu. “Ulusal güvenlik” gerekçesiyse, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’ne göre, yalnızca diktatörlük rejimlerinin değil, Amerika da dahil birçok gelişmiş ülkenin medya üzerinde kullandığı bir kısıtlama aracı haline geldi.

180 ülkelik listenin tepesini önceki gibi Finlandiya, Norveç ve Danimarka gibi İskandinav ülkeleri oluşturuyor. Ancak Delphine Halgand’a göre bu üç ülkede bile performans kaybı var. Listenin sonundaysa Türkmenistan, Kuzey Kore ve Eritre bulunuyor. Listede örgüte ev sahipliği yapan Fransa 38, üç basamak aşağı düşen Amerika 49, dört basamak gerileyen Rusya 152, geçen yılki gibi aynı sırada kalan İran 173 ve bir basamak düşen Çin 176’ıncı sırada yer aldı. 2011 yılından bu yana iç savaş yaşanan Suriye ise, gazeteciler için en tehlikeli ülke olmaya devam ediyor.

Amerika da basın özgürlüğü konusunda ciddi eleştirilere hedef oluyor. Özellikle, geçen yıl Missouri eyaletinin Ferguson kentinde çıkan ayaklanmayı izleyen 15 gazetecinin tutuklanması, Snowden olayıyla ortaya çıkan Ulusal Güvenlik Dairesi’nin gizli izleme programı ve ardından New York Times muhabiri James Risen’ın gizli istihbarat belgelerini yayınladığı gerekçesiyle adli yetkililer tarafından taciz edilmesi Amerika’da basın özgürlüğü konusunda yaşanan sıkıntıları ortaya koyuyor.

————-

Türkiye basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 149. sırada

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ni yayınladı. Türkiye bu yılki listede 180 ülke arasında 149’uncu sırada yer aldı. Listede bir Avrupa ülkesinin büyük düşüşü dikkat çekti.

Dünya genelinde artan silahlı çatışmalar ve devlet baskısı, basın özgürlüğüne olumsuz yansıyor. RSF’in açıkladığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi, baskı ve manipülasyon girişimlerinin Ukrayna, Suriye, Irak ve Filistin’de yoğun olarak gözlendiğine dikkat çekiyor.

RSF, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ni yılda bir yayınlıyor. Liste hazırlanırken bağımsızlıktan çalışma koşullarına, kurumsal saydamlıktan üretim altyapısına 87 farklı kriter dikkate alınıyor.

Bu yıl Ekim 2013 – Ekim 2014 arası dönem dikkate alındı. Bir önceki yıl 14’üncü sırada yer alan Almanya, bu raporda 12’nciliğe yükseldi. Türkiye önceki yıla kıyasla beş basamak tırmanarak 149’uncu sıraya yerleşti. Türkiye’nin basın özgürlüğü puanı 44,16 olarak açıklandı.

İtalya’nın büyük düşüşü

Avrupa ülkeleri arasında en büyük düşüş İtalya’da kaydedildi. 24 basamaklık düşüşle İtalya 73’üncü sıraya yerleşti. Mafya tehditleri, saldırılar ve asılsız suçlamalarla açılan davalarla medya kuruluşları ve gazetecilere uygulanan baskı, İtalya’nın gerilemesinde etkili oldu.

Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nin son 4 sırasında Suriye, Türkmenistan, Kuzey Kore ve Eritre yer alıyor. Ukrayna 129., Irak 156., İsrail 101., Filistin Özerk Bölgesi 140., Güney Sudan 125. sırada yer alıyor.

“Ulusal güvenlik” gerekçesiyle medya kuruluşlarına uygulanan baskı, birçok ülkenin puanının “kırılmasını” da beraberinde getirdi. Rusya, geçen yıla kıyasla dört basamak gerileyerek 152’nci sırada yer aldı. Raporda, ” Rus medyasında Kırım’ın ihlalinin eleştirilmesine hiçbir şekilde izin verilmiyor” denildi. Tayland, Kazakistan ve Mısır, “ulusal güvenlik” gerekçesiyle medyaya baskı uygulayan diğer ülkeler olarak anıldılar.

ABD’nin puanını düşüren olay

Ferguson kentindeki olaylar sırasında basın mensuplarının gözaltına alınmış olması, ABD’nin 3 basamak gerileyerek 49’uncu sıraya düşmesine yol açtı.

Geçen yıla kıyasla ün büyük düşüş Andorra’da görüldü. Medya kuruluşlarındaki birleşmenin gazetecilere olumsuz yansıması ve çalışanlara yönelik yetersiz koruma, Andorra’nın 27 basamak gerileyerek 32’inciliğe düşmesine neden oldu.

İlgili yasaların düzeltildiği Moğolistan ise 34 basamak birden yukarıya fırlayarak 54’üncü sıraya yerleşti.

Listenin ilk sırasında Finlandiya, Norveç ve Danimarka yer aldı.”

About Mustafa Akpolat

Mustafa Akpolat

Check Also

ABD’de bir kez daha polis şiddetine protesto

Amerika Birleşik Devletleri’nde Anthony Lamar Smith adlı 24 yaşındaki siyahi genci vuran polis memurunun aklanmasının …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir